İzmir'de gündemi derinden sarsan Bayraklı Belediyesi operasyonu; önceki dönem Belediye Başkanı Serdar Sandal’ın da aralarında bulunduğu 48 kişinin, 20 milyon lirayı aşan kamu zararı ve 4 milyon liralık rüşvet ağı iddialarıyla gözaltına alınmasıyla sonuçlandı. MASAK ve Sayıştay raporlarına dayanan bu dev soruşturma, sadece hukuki bir prosedür veya bürokratik bir mesele değil; hepimizin her ay maaşından kesilen vergilerin, sokağımızdaki hizmetin ve çocuklarımızın yarınlarının nasıl heba edilebildiğinin acı bir özeti. Çöplerimizin toplandığı, parklarımızın yapıldığı o yerel yönetim binalarında, kapalı kapılar ardında yaşananların günlük hayatımıza, ekonomimize ve toplumsal güvenimize ne denli etki ettiğini tüm şeffaflığıyla aşağıda inceliyoruz.
Sayıştay ve MASAK raporları gerçeği gün yüzüne çıkardı
Soruşturmanın ana omurgasını, devletin en yetkili denetim organları olan Sayıştay ve Mülkiye Teftiş Kurulu tarafından 3 Ocak 2025 tarihinde belediye iştiraki BAYBEL AŞ’ye yönelik hazırlanan mali denetim raporları oluşturdu. Yapılan detaylı incelemelerde, 2023-2024 yıllarını kapsayan dönemde özellikle doğrudan temin ve ihale süreçlerinde organize bir usulsüzlük ağı kurulduğu belgelendi.
Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) hesap hareketleri üzerinde yaptığı geriye dönük taramalar, sistemin nasıl işlediğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Buna göre sistem şu adımlarla ilerledi:
Bağlantılı firmalar: İhalelere katılan ve doğrudan temin alan firmaların aslında birbirleriyle organik bağları bulunduğu tespit edildi.
Hayali hizmetler: Hak ediş ödemesi yapılan bazı mal ve hizmetlerin sadece kağıt üzerinde kaldığı, fiilen gerçekleştirilmediği anlaşıldı.
Paranın geri dönüşü: Şirketlere ödenen milyonlarca liranın, daha sonra eski BAYBEL Yönetim Kurulu Başkanı B.U., kardeşi H.U. ve eski başkan Serdar Sandal’ın oğlu Yağız Sandal’ın şahsi hesaplarına aktarıldığı banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Siyaset, aile ve bürokrasi üçgenindeki rüşvet çarkı
Bir mahallede oynaması gereken çocukların park bütçesinin, sokak hayvanları için harcanması gereken fonların ya da daha temiz bir çevre için ayrılan kaynakların, kağıt üzerinde kurulmuş şirketler aracılığıyla şahsi hesaplara aktarıldığını görmek, sıradan bir vatandaş olarak hepimizde derin bir hayal kırıklığı yaratıyor. Bizler, sabah erkenden işe giderken bastığımız kaldırımın hesabını soramazken; Bayraklı Belediyesi operasyonu kapsamında ortaya çıkan bu emir-komuta zinciri, dürüstlükle çalışan, vergisini aksatmayan her bireyin vicdanını sızlatıyor.
Operasyonun en düşündürücü yanlarından biri de suç ağının sadece birkaç bürokratla sınırlı kalmayıp siyaset dünyasına da uzanması oldu. Savcılık, sistemin süreklilik arz eden bir örgüt mantığıyla çalıştığını vurgularken, gözaltı listesinde yer alan siyasi isimler toplumun siyasete olan güvenini bir kez daha sorgulatıyor. Operasyon kapsamında emniyete götürülen bazı kritik isimler şunlar:
Mevcut CHP Bayraklı İlçe Başkanı Didem Gültekin
Geçmiş dönem CHP Bayraklı İlçe Başkanı Levent Ölçer
YENİ Partili mevcut belediye meclis üyesi Yusuf Metin
CHP’li eski meclis üyeleri Ertuğrul Civelek, Hatice Tatlı ve Gaffar Akkel
