SEMA SEZEN
12 gerçek değişim hikâyesini bir araya getirdiği kitabını Eksik Parça Yayınları’ndan çıkaran Damla Kunç Koçman; mutluluk, arayış, iç huzuru ve yaratıcılık peşinde daima değişime açık olan cesur insanları kitabında anlattığını söylüyor.
-Aynı Ben Değilim nasıl doğdu?
Zor günlerin içindeyiz. Özellikle kapanma döneminde çeşitli nedenlerle birçoğumuz kendini sorgulamaya başladı; ne için yaşadığını, neye öncelik verdiğini, bizleri, yeni nesilleri neyin beklediğini düşündü. Yazmak sonradan edindiğim başarılı da olduğum bir uğraş. Bu süreç içerisinde, biraz da kafamı toplamak için belli konulara odaklanmak, araştırma yapmak ve yazmak istedim. Hep aynı noktaya varıyordum; yola çıktığımdan çok şey değişmişti, gerek sosyal, gerek kültürel, gerek kişisel olarak. Düşüne düşüne bu kelimenin etrafında dolandığımı fark ettim: değişmek. Sonrasında, biraz da rastlantıların etkisi ile kendi dünyamın dışına çıkıp başka insanlarla konuşmaya, onların hikayesini dinlemeye ve her şeye bu pencereden bakmaya başladım. Karşıma çıkan bu insanlar, deneyimlerini, yaşadıkları zorlukları aktararak benim de hayatımı zenginleştirmeye başladı. Kendim hakkında farkındalıklar yaşadım, onlardan çok şeyler öğrendim. Buradan yola çıkarak okurlarla da bu hikayeleri paylaşmak istedim.
-Kitabın yazım sürecinden söz eder misiniz?
Değişmek konusunda, mümkünse yüz yüze, yoksa Zoom uygulaması üzerinden yürüttüğümüz sohbetlerimizi önce yazıya aktarıp görüştüğüm kişiye gönderdim. Onun eklemeleriyle yeniden şekillenen metinlerin bir daha üzerinden geçip belli bir süreden sonra tekrar kişilere gönderdim ve onlardan onay vermelerini istedim. Sonuçta elinizdeki kitaptaki metinlerin bu hali alması yaklaşık iki yılı buldu. Bununla beraber yol kazaları da oldu elbette, kimi hikâyeler tamamlanamadı, kimileri de sonradan vazgeçti. Geriye on iki hayat hikâyesi kaldı ve bunları dört bölümde ele aldım: Planlayanlar, Akışta Olanlar, Bilinmeze Atılanlar ve Yaşama Tutunanlar. Bu dört bölümde birbirlerine benzeyen, kesişen ya da bu özelliklerin birkaçının birden sergilendiği hikâyeler tabii ki var. Ancak yine de herkesin yolu, her birinin karakteri birbirinden farklı ve bu başlıklarla insan yapısının da kendimize giden yolların da ne denli çeşitli olabileceğini göstermek istedim.
-Kitapta birbirinden farklı 12 kişinin hikayesi yer alıyor. 12 kişiye nasıl ulaştınız ve bu kişilerin hayatlarına yer vermeye nasıl karar verdiniz?
Başta ebeveynlik üzerine kitap yazmak istiyordum. Yaptığım görüşmelerden birinde dostluk kurduğum bir ailenin aktardıklarından aklım çıkmıyordu. Bunun üzerine onlarla konuşarak onların hikayesine odaklanmayı düşündüm. Kafamda düşünceler henüz olgunluğa ulaşmadan editörüme danışıp böyle bir hikayenin peşinde olduğumu söylediğimde, tek bir hikayenin bu kitap için yeterli olmayacağı yanıtını verdi. Daha fazla hikayeye, karşılaştırmalar yapmaya ve çeşitlilik katmaya ihtiyaç vardı. Bu öneri içimde öyle bir yer edindi ki heyecandan uykularım kaçtı. Böylece hikayelerini anlatmak isteyen insanlar aramaya başladım. Bu kişilerin ortak özelliği, geç yaşlarında da olsa öyle ya da böyle bir şekilde hayatlarını değiştirmeleri ve tatmini, iç huzurunu, yaratıcılığı bulmaları olacaktı. Çok geçmeden tek kişi önce sekiz kişi, sonra on sekiz kişi oldu... Böylece kitabın ana hatları ve kapsamı aşama aşama oturmaya başladı. Öncelikle hikâyelerin çok çeşitli olmasına ve toplumun farklı kesimlerinden örneklere yer vermeye gayret ettim. Kimi çok çalışmakta, kimi uzun uzun kıyıya vuran dalgaları seyretmekte huzur buluyordu. Değişimde mutluluk, tatmin ve huzuru esas alıp kişileri en sonunda ona göre seçtim.
-Kitabın da temel konusu olan, 12 hikayenin de ortak noktası ve aslında bizlerin de çoğu zaman aklında olan bir sorudur değişmek... Değişmek her zaman mümkün müdür?
Değişim kaçınılmaz olsa da bazı insanlar direnirken bazıları değişime açık oluyor. Değişenler, kendini yenileyenler öyle ya da böyle güçlüklerle başa çıkabiliyor ve her şeye karşın mutluluğu, tatmini yakalayabiliyor. Ancak eski alışkanlıklarına gömülmüş olanlar, değişime direnenler tatminsiz hayat yaşıyor, deyim yerindeyse katılaşıyorlar. Bu nedenle kişi gerçekten isterse değişmeyi kendi seçiyor. Zihninin zindanından çıkmayı arzu eden bunun için bir yol ve yöntem buluyor. Çevre baskısı ile değişime zorlama ise kişide direnç oluşturuyor düşüncesindeyim.