18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin unutulmaz simgelerinden Seyit Onbaşı, gösterdiği olağanüstü cesaretle savaşın seyrini değiştiren isimler arasında yer alıyor. Her yıl zaferin yıl dönümünde, “Seyit Onbaşı kimdir, nereli, kaç kilo mermi kaldırdı?” soruları yeniden gündeme geliyor. Çanakkale Cephesi’nde yaşanan bu tarihi an, yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda savaşın kaderine etki eden kritik bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Seyit Onbaşı kimdir, nerelidir?
Seyit Onbaşı, 1889 yılında Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı Manastır köyünde dünyaya geldi. Asıl adı Seyit Ali olan kahraman asker, mütevazı bir köy hayatı sürerken Osmanlı ordusuna katıldı. Balkan Savaşları’nda görev aldıktan sonra I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Çanakkale Cephesi’nde topçu eri olarak vazife yaptı.
Cephede gösterdiği üstün gayret ve disiplin sayesinde kısa sürede dikkat çeken Seyit Ali, savaşın en kritik günlerinden biri olan 18 Mart 1915’te tarihe geçecek bir kahramanlık sergiledi. Bu olayın ardından kendisine “Onbaşı” rütbesi verildi ve adı “Seyit Onbaşı” olarak hafızalara kazındı.
Seyit Onbaşı 18 Mart Çanakkale Savaşı’nda kaç kilo mermi kaldırdı?
Çanakkale Savaşı sırasında Seyit Onbaşı’nın kaldırdığı merminin ağırlığı, yıllardır en çok merak edilen konular arasında yer alıyor. Farklı kaynaklarda bu ağırlıkla ilgili çeşitli bilgiler bulunuyor:
- Harp Mecmuası’na göre kaldırılan mermi yaklaşık 215 kilogram
- Bazı tarih kaynaklarında bu ağırlık 275 kilogram olarak ifade ediliyor
- Genelkurmay kayıtlarında ise 276 kilogramlık merminin kullanılmadığı belirtiliyor
Genel kabul gören görüş, Seyit Onbaşı’nın yaklaşık 215 kilogramlık top mermisini sırtlayarak namluya yerleştirdiği yönünde. Dönemin ağır savaş koşulları ve fiziksel imkânsızlıklar düşünüldüğünde, bu başarı insanüstü bir güç ve kararlılık örneği olarak değerlendiriliyor.
Seyit Onbaşı’nın kahramanlığı nasıl tarihe geçti?
18 Mart 1915 günü, İtilaf Devletleri donanması Çanakkale Boğazı’nı geçmek için yoğun bir saldırı başlattı. Rumeli Mecidiye Tabyası da bu saldırılardan ciddi şekilde etkilendi. Düşman bombardımanı sonucu top sistemleri zarar gördü ve vinç mekanizması kullanılamaz hale geldi.
İşte bu kritik anda Seyit Onbaşı devreye girdi. Normal şartlarda vinç yardımıyla kaldırılması gereken ağır top mermisini tek başına sırtlayarak topa yerleştirdi. Bu işlemi yalnızca bir kez değil, üç kez tekrarladı.
Attığı mermilerden biri, İngiliz donanmasının en güçlü gemilerinden biri olan HMS Ocean’a isabet etti. Büyük hasar alan gemi, kısa süre sonra mayına çarparak sulara gömüldü. Bu gelişme, düşman donanmasının geri çekilmesinde önemli rol oynadı.
Seyit Onbaşı’nın bu kahramanlığı, yalnızca cephede değil, tarih sayfalarında da silinmez bir iz bıraktı.
Seyit Onbaşı’nın kahramanlığı savaşı nasıl etkiledi?
Çanakkale Savaşı’nın en kritik anlarından birinde gerçekleşen bu olay, savaşın gidişatını doğrudan etkiledi. İtilaf Devletleri’nin güçlü donanmasının ağır kayıplar vermesi, boğazı geçme planlarını sekteye uğrattı.
Seyit Onbaşı’nın attığı mermiyle hasar alan HMS Ocean’ın batışı, düşman kuvvetlerinin moralini bozarken Osmanlı askerine büyük bir motivasyon sağladı. Bu gelişme, 18 Mart Deniz Zaferi’nin kazanılmasında belirleyici unsurlardan biri olarak kabul ediliyor.
Askerî tarihçiler, bu olayın yalnızca fiziksel bir başarı değil, aynı zamanda psikolojik bir kırılma noktası olduğunu vurguluyor. Cephedeki direniş ruhunu güçlendiren bu kahramanlık, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki kararlılığını da simgeliyor.
Savaş sonrası hayatı ve vefatı
Çanakkale Savaşı’nın ardından Seyit Onbaşı, doğduğu köye geri döndü. Savaşın kahramanı olmasına rağmen mütevazı yaşamını sürdürdü; ormancılık ve kömürcülük yaparak geçimini sağladı.
1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk ile görüşme fırsatı bulan Seyit Onbaşı, Soyadı Kanunu’nun çıkmasının ardından “Çabuk” soyadını aldı. Hayatı boyunca gösterişten uzak bir yaşam süren kahraman asker, 1 Aralık 1939 tarihinde zatürre nedeniyle hayatını kaybetti.
Çanakkale Zaferi’nin sembol ismi
Seyit Onbaşı, bugün Çanakkale Zaferi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olmayı sürdürüyor. Onun gösterdiği fedakârlık ve cesaret, yalnızca bir savaş anısı değil, aynı zamanda milli mücadelenin ruhunu yansıtan güçlü bir simge olarak görülüyor.
Her yıl 18 Mart’ta anılan bu büyük kahraman, “kaç kilo mermi kaldırdı” sorusunun ötesinde, imkânsız görünen şartlar altında bile nelerin başarılabileceğini gösteren tarihi bir örnek olarak hafızalardaki yerini koruyor.