Küresel enerji ticaretinin en kritik güzergahı olan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve dondurulan varlıklar krizi, diplomatik kanalları yeniden harekete geçirdi. İran tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, Tahran’ın bloke edilen en az 6 milyar değerindeki varlığının serbest bırakılması amacıyla ABD ve İranlı yetkililer, Katar'ın başkenti Doha'da dolaylı müzakereler için yeniden bir araya geliyor.
Bölgede sağlanan ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nın ticari trafiğe açılmasını öngören mutabakatın ardından taraflar henüz doğrudan bir temas kurmamışken, Doha'daki bu hamle küresel piyasalar tarafından yakından takip ediliyor.
Katar’da Diplomasi Trafiği: Arabulucular Devrede
Müzakere süreci öncesinde ABD elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, bölgesel dengeleri, Lübnan’daki son durumu ve Hürmüz krizini ele almak üzere salı günü Katar’da bir dizi temas gerçekleştirdi. Ancak diplomatik kaynaklar, bu görüşmelerin doğrudan bir pazarlık zemini taşımadığını vurguluyor.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, ABD heyetinin Doha'daki temaslarının tamamen Katarlı arabulucular üzerinden yürütüldüğünü belirterek, Amerikan ve İranlı yetkililerin aynı masada yüz yüze bir müzakere gerçekleştirmediğinin altını çizdi. Washington yönetiminin öncelikli hedefi, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçecek ticari gemilerden ücret alma planının detaylarını çözmek ve Umman’ın alternatif teklifleriyle uyumunu analiz etmek.
Hürmüz Boğazı’nda Egemenlik ve Kontrol Çatışması
Diplomatik kulislerden sızan bilgilere göre, 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptının tam anlamıyla hayata geçirilememesinin arkasında İran'ın boğazdaki ticari petrol tankeri trafiği üzerinde mutlak kontrol sağlama ısrarı yatıyor. Bunun yanı sıra Tahran yönetiminin; ABD, İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında yürütülen Lübnan ateşkes teklifine karşı sert bir tutum sergilemesi de masadaki tansiyonu yükseltiyor.
Hafta sonu Hürmüz Boğazı'nda tarafların karşılıklı ateş açması ise diplomatik süreci adeta pamuk ipliğine bağlı hale getirdi. Bu gerilim nedeniyle, nükleer programın geleceğine ilişkin 17 Haziran itibarıyla başlayan 60 günlük kritik takvimde henüz somut bir adım atılabilmiş değil.
Batı Güçlerine Net Uyarı: "Müdahale Durumu Karmaşıklaştırır"
Tahran’da düzenlenen basın toplantısında konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bölgesel aktörlere ve Batılı güçlere net mesajlar gönderdi. Fransa ve İngiltere gibi Avrupalı devletlerin Hürmüz Boğazı’ndaki mayın temizleme faaliyetlerine dahil olmaması gerektiğini savunan Bekayi, İran’ın bölge güvenliği konusundaki sorumluluklarının bilincinde olduğunu ve dışarıdan gelecek her türlü askeri müdahalenin çözümü zorlaştıracağını ifade etti.
Geçiş Ücreti Çıkmazı ve Mahsur Kalan Gemiler
Ekonomik cephede ise "geçiş ücreti" tartışması büyüyor. Batılı devletler, İran’ın tek taraflı ticari gemi tarifelerine kesin bir dille karşı çıkarken, Umman’ın belirli lojistik ve seyir hizmetleri karşılığında ücret alınmasını öngören formülüne daha sıcak bakıyor.
İran Başmüzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf ise devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki egemenlik haklarının yalnızca İran ve Umman’a ait olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Boğazdaki tüm deniz trafiği İran’ın belirlediği yasal düzenlemelere tabidir. Mevcut mutabakat uyarınca gemilere tanınan ücretsiz geçiş hakkı sadece 60 günlük bir süre için geçerlidir."
Öte yandan Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Umman yakınlarında güvenli bir alternatif rota açılması için İran ile gayriresmi temaslar yürütüyordu. Ancak geçtiğimiz hafta bölgede iki ticari gemiye düzenlenen saldırıların ardından IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, süreci geçici olarak askıya aldıklarını duyurdu.
Denizcilik takip platformu Kpler'in paylaştığı verilere göre, pazartesi günü boğazdan yalnızca 40 gemi geçiş yapabildi. Şubat ayından bu yana devam eden çatışma ortamı nedeniyle yüzlerce ticari gemi ve yaklaşık 10 bin denizci halen bölgede mahsur kalmış durumda. Yaşanan tüm operasyonel ve askeri zorluklara rağmen İran Sözcüsü Bekayi, diplomatik sürecin masada kalacağını ve bu tür krizlerin uygulama aşamasının doğal birer parçası olduğunu savunuyor.