ABD Temsilciler Meclisi kürsüsünden konuşan Ro Khanna, Thomas Massie ile birlikte ABD Adalet Bakanlığına giderek Epstein dosyalarını incelediklerini duyurdu. Yaklaşık iki saat süren incelemede belgelerin büyük bölümünün sansürlü olduğunu belirten Khanna, dosyaların yüzde 70 ila yüzde 80’inin hâlâ gizlendiğini ifade etti.
Khanna, Adalet Bakanlığınca herhangi bir gerekçe gösterilmeden sansürlendiğini öne sürdüğü 6 ismi kamuoyuna açıkladı. Bu isimlerin:
Les Wexner
Sultan Ahmed bin Sulayem
Salvatore Nuara
Zurab Mikeladze
Leonic Leonov
Nicola Caputo
olduğunu belirtti.
Khanna, yaklaşık 3 milyon belgenin sansürsüz incelenmesi durumunda daha fazla ismin ortaya çıkabileceğini savundu. Ayrıca Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) Adalet Bakanlığına ilettiği belgelerde de sansür bulunduğunu iddia etti.
DP World CEO’su Sultan Ahmed Bin Sulayem ve Kabe örtüsü fotoğrafı iddiası
Sansürlendiği öne sürülen 6 isim arasında Dubai merkezli liman devi DP World’ün CEO’su Sultan Ahmed Bin Sulayem’in bulunması, tartışmayı uluslararası boyuta taşıdı.
2017 yılında Epstein’e, Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşayan bir iş insanı tarafından gönderildiği belirtilen Kabe örtüsü önünde çekilmiş bir fotoğraf gündeme geldi. Söz konusu karede Epstein ile birlikte poz veren kişinin Sultan Ahmed Bin Sulayem olduğu iddia edildi.
Jeffrey Epstein’ın hediye edilen Kabe örtüsünü incelerken çekilmiş fotoğrafı daha önce kamuoyuna yansımıştı. Bu fotoğrafın ardından Sulayem’in adının Epstein dosyalarında geçtiği ve belgelerde sansürlendiği iddiaları dikkat çekti.
DP World CEO’su Sultan Ahmed Bin Sulayem cephesinden konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılıp yapılmadığına dair net bir bilgi paylaşılmadı.
Thomas Massie ve ABD Adalet Bakanlığı’ndan açıklama
Epstein dosyalarındaki sansür iddiaları üzerine Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie de sosyal medya platformu X üzerinden açıklama yaptı. Massie, belgelerde bir kişinin adının geçmesinin suçluluğu kanıtlamadığını vurguladı.
Massie ayrıca, 2019 tarihli bir FBI belgesinde Leslie Wexner’in Epstein ile birlikte “çocuk cinsel istismarı suçunda” ortaklık yaptığının belirtildiğini öne sürdü.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, mağdur olmayan kişilere ait isimlerin sansürsüz hale getirildiğini belirtti. Blanche, Les Wexner’in adının dosyalarda zaten birçok kez geçtiğini ifade ederek Bakanlığın şeffaflığa bağlı olduğunu savundu.
Bu açıklamalar, Epstein dosyalarındaki sansür tartışmasının siyasi boyutunu daha da büyüttü.
Jeffrey Epstein olayı ve dava süreci
Jeffrey Epstein, 18 yaş altındaki çok sayıda kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı kurmak suçlamalarıyla yargılanıyordu. 10 Ağustos 2019’da New York Manhattan Metropolitan Cezaevi’ndeki hücresinde ölü bulundu.
Epstein’ın ölümü resmi kayıtlara intihar olarak geçti. Ancak olay kamuoyunda uzun süre tartışıldı ve çeşitli komplo teorilerine konu oldu.
Kamuoyuna yansıyan dava dosyalarında Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi isimlerin yer aldığı görülmüştü.
FBI ve ABD Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen ortak incelemede ise ünlü isimlerden oluşan bir “müşteri listesi” bulunduğuna dair kanıt elde edilemediği açıklanmıştı.
Epstein dosyalarında sansür tartışması büyüyor
Ro Khanna’nın açıkladığı 6 isim ve özellikle DP World CEO’su Sultan Ahmed Bin Sulayem’in Epstein dosyalarında sansürlendiği iddiası, uluslararası medyada geniş yankı buldu.
Belgelerin yüzde 70 ila 80’inin hâlâ gizli olduğu yönündeki açıklama, kamuoyunda şeffaflık taleplerini artırdı. Yaklaşık 3 milyon belgenin tamamının sansürsüz yayımlanması halinde yeni isimlerin gündeme gelip gelmeyeceği merak konusu.
ABD Adalet Bakanlığı ise sansür uygulamalarının hukuki çerçevede yapıldığını savunuyor. Buna karşılık bazı Kongre üyeleri, dosyaların tamamının kamuoyuna açık hale getirilmesi gerektiğini dile getiriyor.
Epstein dosyaları üzerindeki sansür tartışması, hem ABD iç siyasetinde hem de uluslararası arenada etkisini sürdürmeye devam ediyor. Özellikle adı geçen isimler arasında yer alan Sultan Ahmed Bin Sulayem ile ilgili iddiaların nasıl bir seyir izleyeceği önümüzdeki süreçte netlik kazanacak.