Yeni Birlik Gazetesi Dünya ABD-İran Cenevre görüşmesi nedir, neden yapılıyor, müzakerede SON DURUM ne?

ABD-İran Cenevre görüşmesi nedir, neden yapılıyor, müzakerede SON DURUM ne?

ABD-İran Cenevre görüşmesi, Orta Doğu’da aylardır tırmanan gerilimin ardından kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Washington ile Tahran arasında karşılıklı sert açıklamalar sürerken, diplomasi kanallarının yeniden açılması “müzakere masasından savaş mı anlaşma mı çıkacak?” sorusunu gündeme taşıdı. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın bir yandan “Anlaşmaya varabiliriz” mesajı verip diğer yandan askeri seçenekleri hatırlatması, gözleri İsviçre’deki temaslara çevirdi. Bölgedeki askeri hareketlilik ve nükleer program tartışmaları ise görüşmelerin seyrini doğrudan etkiliyor.

ABD-İran Cenevre görüşmesi, Orta Doğu’da aylardır tırmanan gerilimin ardından kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Washington ile Tahran arasında karşılıklı sert açıklamalar sürerken, diplomasi kanallarının yeniden açılması “müzakere masasından savaş mı anlaşma mı çıkacak?” sorusunu gündeme taşıdı. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın bir yandan “Anlaşmaya varabiliriz” mesajı verip diğer yandan askeri seçenekleri hatırlatması, gözleri İsviçre’deki temaslara çevirdi. Bölgedeki askeri hareketlilik ve nükleer program tartışmaları ise görüşmelerin seyrini doğrudan etkiliyor.

ABD-İran Cenevre görüşmesi neden yapılıyor, taraflar neyi müzakere ediyor?

ABD ile İran arasında yürütülen temasların merkezinde Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve nükleer programı yer alıyor. Washington yönetimi, İran’ın nükleer kapasitesini sınırlandıracak ve uluslararası denetime açık hale getirecek bir anlaşma talep ediyor. Tahran ise programı tamamen sonlandırmayacağını, ancak seyreltme ve denetime açma gibi adımlar atabileceğini belirtiyor.

Geçtiğimiz hafta Umman’ın başkenti Maskat’ta başlayan diplomatik trafik, Cenevre’de devam ediyor. Bu süreçte ABD-İran hattında yalnızca nükleer başlık değil, bölgesel güvenlik, yaptırımlar ve ekonomik ilişkiler de masada. Taraflar, karşılıklı güven eksikliğine rağmen diyalog kapısını açık tutmaya çalışıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “anlaşma zor” mesajı, Washington cephesinde temkinli bir yaklaşım olduğunu gösteriyor. Buna karşın Beyaz Saray’ın diplomasi seçeneğini tamamen rafa kaldırmadığı da net biçimde görülüyor.

Müzakere masasından savaş mı anlaşma mı çıkacak?

Cenevre’deki temasların en kritik sorusu bu. ABD kanadı, İran’ın şartları kabul etmemesi halinde sonuçların ağır olacağını vurgularken, bölgeye ikinci bir uçak gemisinin gönderilmesi askeri baskının sürdüğüne işaret ediyor. İran ise Hürmüz Boğazı’nda başlattığı tatbikatla karşılık vererek caydırıcılık mesajı verdi.

Washington’dan gelen bilgilere göre Donald Trump doğrudan bir savaşa sıcak bakmıyor. ABD kamuoyunda da yeni bir Orta Doğu savaşına destek sınırlı. Buna rağmen İsrail basınında yer alan “Trump’ın sabrı kalmadı” yönündeki iddialar, diplomatik sürecin kırılganlığını ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre taraflar, savaşı göze almak yerine masada maksimum kazanım elde etmeye çalışıyor. Bu nedenle Cenevre görüşmesi, askeri restleşmeden çok stratejik pazarlık süreci olarak değerlendiriliyor.

ABD-İran müzakereleri nerede ve nasıl ilerliyor?

ABD-İran müzakereleri, 2025 Haziran’ındaki 12 gün süren çatışmaların ardından askıya alınmıştı. Sonrasında dolaylı kanallar üzerinden sürdürülen temaslar, 6 Şubat 2026’da Maskat’ta yeniden başlamıştı. Şimdi ise ikinci aşama İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştiriliyor.

Görüşmelerin resmi çerçevesi nükleer program olsa da arka planda istihbarat ve diplomasi trafiğinin yoğun olduğu belirtiliyor. ABD tarafında karar mekanizmasının yalnızca Dışişleri ile sınırlı olmadığı, Beyaz Saray çevresinin süreci yakından yönettiği ifade ediliyor.

Tahran cephesinde ise hem dini liderlik hem de hükümet kanadının savaştan kaçınma eğiliminde olduğu konuşuluyor. İran yönetimi, uzun süredir devam eden ekonomik yaptırımların etkisini hafifletmek için diplomasiye alan açma arayışında.

İran’dan nükleer tesis ve uranyum mesajı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin açıklamaları, Tahran’ın pozisyonunu netleştirdi. İran tarafı, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmayacağını ancak belirli oranlarda azaltabileceğini duyurdu. Ayrıca bazı nükleer tesislerin uluslararası denetime açılabileceği mesajı verildi.

Özellikle İsrail saldırılarında hedef alınan tesislerin denetime açılabileceği yönündeki açıklamalar dikkat çekti. Bu adım, ABD-İran Cenevre görüşmesi kapsamında güven artırıcı önlem olarak değerlendiriliyor.

Tahran yönetimi, “üzerimize düşeni yaptık, artık top ABD’nin sahasında” diyerek Washington’dan yaptırımların hafifletilmesine yönelik somut adım bekliyor.

İran ABD’ye ekonomik teklifler mi sunacak?

Cenevre’deki müzakere masasının en dikkat çekici başlıklarından biri de ekonomi. İran’ın, ABD’ye petrol, doğalgaz, madencilik ve şehircilik alanlarında yatırım fırsatları sunabileceği belirtiliyor. Bu adımın, Trump yönetimini anlaşmaya ikna etmeye yönelik stratejik bir hamle olduğu değerlendiriliyor.

2018’de ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinde ekonomik beklentilerin karşılanmamasının etkili olduğu görüşü, Tahran’da sıkça dile getiriliyor. Bu kez İran tarafı, Washington’a doğrudan ekonomik kazanç sağlayacak bir çerçeve oluşturma niyetinde.

Uzmanlara göre ekonomik iş birliği ihtimali, askeri gerilimi düşürebilecek en güçlü kozlardan biri. Ancak bunun gerçekleşmesi için tarafların karşılıklı güven inşa etmesi gerekiyor.

ABD-İran geriliminde son durum ne?

Trump’ın İran’daki protestolar sırasında yaptığı “Yardım çok yakında” açıklaması ve USS Abraham Lincoln uçak gemisinin bölgeye gönderilmesi tansiyonu yükseltmişti. Tahran yönetimi ise Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketlilikle karşılık verdi.

Bugün gelinen noktada ABD-İran Cenevre görüşmesi, savaş ihtimali ile diplomatik çözüm arasında kritik bir eşik olarak görülüyor. Tarafların açıklamaları sert olsa da diplomasi masasının kurulmuş olması, anlaşma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Cenevre’den çıkacak sonuç, yalnızca iki ülkeyi değil, Orta Doğu’nun tamamını ve küresel enerji piyasalarını etkileyecek. Şimdilik hem Washington hem de Tahran, savaş söylemini masada koz olarak kullanıyor; ancak nihai karar diplomatik dengelere bağlı olacak.