İran ile ABD ve İsrail arasında tırmanan gerilimde kritik bir eşik daha geride kaldı. Savaşın 24. gününde ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı son dakika kararı, “İran savaşı bitiyor mu” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Washington yönetiminin İran’ın enerji altyapısına yönelik planladığı saldırıyı ertelemesi ve aynı anda gelen görüşme açıklamaları, diplomatik çözüm ihtimalini güçlendirdi. Ancak Tahran cephesinden gelen yalanlama, sürecin belirsizliğini koruduğunu gösteriyor.
Trump son dakika karar değiştirdi: İran enerji tesislerine saldırı neden ertelendi?
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik planlanan askeri operasyonla ilgili sürpriz bir adım attı. Daha önce Hürmüz Boğazı’nın açılması için süre tanıyan ve enerji altyapısını hedef alacaklarını açıklayan Trump, bu kararından geri adım attı.
ABD Savunma Bakanlığı’na verilen yeni talimata göre İran’daki elektrik santralleri ve enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi. Bu kararın arkasında son iki gündür yürütüldüğü belirtilen diplomatik temasların etkili olduğu ifade edildi.
Kararın hemen ardından küresel piyasalarda da hareketlilik yaşandı. Petrol fiyatlarında hızlı bir düşüş gözlenirken, yatırımcılar olası bir ateşkes ihtimalini fiyatlamaya başladı.
Trump İran ile görüşme iddiasını açıkladı: Diplomasi kapısı aralanıyor mu?
Trump’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici unsur ise İran ile temas kurulduğu yönündeki ifadeler oldu. ABD Başkanı, görüşmelerin “verimli” geçtiğini belirtirken, kesin bir anlaşma garantisi vermekten kaçındı.
Trump’ın “Onlar da anlaşma yapmak istiyorlar” sözleri, diplomatik çözüm ihtimaline dair umutları artırdı. Ayrıca gün içinde İran tarafıyla telefon görüşmesi yapılabileceğini söylemesi, sürecin hız kazanabileceğine işaret etti.
Bu açıklamalar, savaşın seyrinde diplomasiye alan açılabileceği yönünde uluslararası kamuoyunda yeni bir beklenti oluşturdu. Ancak sahadaki askeri hareketlilik ve karşılıklı tehditler, temkinli yaklaşımın sürmesine neden oluyor.
İran’dan görüşme iddialarına yalanlama: ‘Trump geri adım attı’ çıkışı
ABD cephesinden gelen açıklamalara karşılık İran’dan sert bir yalanlama geldi. Fars Haber Ajansı’na konuşan ve ismi açıklanmayan bir kaynak, Trump ile doğrudan ya da dolaylı hiçbir temasın kurulmadığını öne sürdü.
İranlı kaynak, ABD’nin geri adım attığını savunarak, enerji altyapısına yönelik saldırı planlarının caydırıcılık nedeniyle askıya alındığını iddia etti. Açıklamada, bölgedeki enerji tesislerinin hedef alınması halinde geniş çaplı bir karşılık verileceği mesajı da yinelendi.
Bu çelişkili açıklamalar, taraflar arasında perde arkasında temas olup olmadığı sorusunu daha da karmaşık hale getirdi.
Elektrik restleşmesi: İran ve ABD arasında enerji krizi tırmanıyor
Gerilimin merkezinde ise enerji altyapısı bulunuyor. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı İsmail Sekab İsfahani’nin yaptığı açıklamalar, olası bir enerji savaşının sinyallerini verdi.
İsfahani, ABD’nin İran’daki elektrik santrallerini hedef alması durumunda İsrail ve bölgedeki diğer ülkelerin de misillemeden etkileneceğini belirtti. Sosyal medya üzerinden yapılan uyarılarda, sivillere hazırlıklı olmaları çağrısı yapıldı.
İran Devrim Muhafızları da benzer şekilde sert bir açıklama yayımladı. Açıklamada, bugüne kadar bazı saldırılara karşılık verilmediği ancak enerji altyapısının hedef alınması halinde aynı seviyede yanıt verileceği vurgulandı.
Bu karşılıklı mesajlar, çatışmanın enerji hatları üzerinden genişleme riskini gözler önüne serdi.
İran savaşı bitiyor mu: Ateşkes ihtimali ve küresel etkiler
Trump’ın saldırıyı ertelemesi ve görüşme açıklamaları, “İran savaşı bitiyor mu” sorusunu güçlendirse de net bir ateşkes tablosu henüz oluşmuş değil. Diplomatik temas iddiaları umut verse de sahadaki askeri hazırlıklar sürüyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı gibi stratejik noktalar üzerindeki gerilim, küresel enerji arzı açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle atılacak her adım yalnızca bölgeyi değil, dünya ekonomisini de doğrudan etkiliyor.
Önümüzdeki günlerde yapılması beklenen olası görüşmeler, savaşın yönünü belirleyecek en önemli gelişmeler arasında görülüyor. Ancak tarafların açıklamaları arasındaki çelişkiler, sürecin kırılganlığını koruduğunu açıkça ortaya koyuyor.