ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın, eşinin sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden aniden istifa etmesi, Washington koridorlarında yüzyılın en büyük siyasi krizlerinden birini tetikledi.
İstifanın hemen ardından basına sızdırılan 25 bin sayfalık şifreli yazışma ve gizli notlar, Gabbard’ın tüm siyasi kariyerinin, çocukluğunun geçtiği ayrılıkçı bir grubun lideri tarafından kelimesi kelimesine dikte edildiğini ortaya koydu. Skandalın merkezinde ise Kimlik Bilimi Vakfı (SIF) adlı Hare Krishna topluluğu ve onun lideri Chris Butler yer alıyor.

"NineIsles" Kod Adlı Şifreli Operasyon
Gabbard’ın seçim kampanyalarında görev alan Rebecca Saltzburg tarafından kamuoyuna sızdırılan belgeler, tarikatın üst düzey sekreterleri ve seçilmiş müritleri için özel olarak oluşturulmuş "NineIsles.com" uzantılı e-posta adreslerinden çıkan emirleri kapsıyor. Elde edilen veriler, Gabbard’a yalnızca siyasi stratejiler verilmediğini; hangi yasa tasarılarını Meclis'e sunacağından televizyon ekranlarında nasıl bir beden dili kullanacağına kadar adeta mekanik bir süreçle yönetildiğini gösteriyor.
Ocak 2015 tarihli bir notta, dönemin başkanı Barack Obama’nın konuşmasına yanıt hazırlayan Gabbard’a yönelik, "İlginç bir şey söylemeyeceksen Birlik Durumu konuşması hakkında ne düşündüğün kimin umurunda? Entelektüel açıdan gerçekten tembelleşmişsin" ifadeleri kullanılıyor. Bir diğer yazışmada ise politika esneklikleri nedeniyle Gabbard’ın açıkça "korkak" olmakla itham edildiği görülüyor. Eski tarikat üyeleri, bu üslubun doğrudan Chris Butler’a ait olduğunu doğruluyor.

Mimikler ve Yasa Tasarıları: Ekrandaki Robotik Yönetim
Sızıntılar, Gabbard’ın kamuoyu önündeki başarılarının arkasında sıkı bir sufle mekanizması olduğunu gösteriyor. 2014 yılında gazilerin onay almadan özel sağlık hizmeti alabilmesini öngören bir strateji notunun, tam bir ay sonra Gabbard tarafından Temsilciler Meclisi’ne resmi bir yasa tasarısı olarak sunulduğu anlaşıldı.
Sadece yasalar değil, medya performanslarının da aynı merkezden yönetildiği iddia edildi. Haziran 2014'teki bir CNN yayını öncesinde bir danışmandan gelen "Gülümsemeyi unutma, göz hareketini yapma" uyarısına rağmen Gabbard’ın canlı yayında gözlerini açarak konuşması üzerine, isimsiz liderin "Hala o lanet göz hareketini yapıyor. Konuşma noktalarını ezberlemiş gibi" diyerek ekibi sert bir şekilde azarladığı kayıtlara geçti. Yapılan dijital analizler, Gabbard’ın 2014-2016 yılları arasında gerçekleştirdiği 32 televizyon röportajından 24’ünde, kendisine gönderilen metinleri neredeyse birebir kullandığını doğruladı.
Devasa Trol Ağı ve "Esad" Sansürü
Skandalın bir diğer bacağı ise sosyal medyada yaratılan yapay kamuoyu desteği. SIF üyeleri tarafından yönetilen, çalıntı fotoğraflar ve sahte özgeçmişlerle donatılmış devasa bir troll ağının, internet sitelerinde Gabbard lehine algı operasyonları yürüttüğü belirlendi. Operasyonu bizzat yönettiğini itiraf eden Saltzburg, o dönem "rejim değişikliği karşıtı küresel bir amaca" hizmet ettiklerine inandıklarını aktardı.
Yazışmalara göre Tulsi Gabbard, kişisel Skype hesabı üzerinden bu gruplara katılarak müritleri organize etti, reaksiyon gösterilmesi gereken haberleri işaret etti. Hatta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a yönelik eleştirilerin dozunun düşürülmesini bizzat isteyerek, "Onu acımasız bir diktatör olarak nitelendirmeye gerek yok" talimatını verdi.
CIA Şüpheciliğinin Kökeni: Çocukluk Travmaları mı?
Gabbard’ın ABD istihbaratının başına geçmeden önce Suriye iç savaşına dair sarf ettiği "Bu işi başlatan CIA'dır" şeklindeki radikal çıkışlarının kaynağı da yine Butler’ın kişisel ajandasına uzanıyor. Arşiv belgelerine göre, tarikat lideri Butler’ın geçmiş konuşmalarında, çocukken evine CIA tarafından dinleme cihazları yerleştirildiğini iddia ettiği ve Amerikan istihbarat kurumlarını "güce aç deliler" olarak nitelendirdiği belirlendi. Ulusal güvenlik bürokrasisine yönelik bu köklü güvensizliğin, yıllar içinde Gabbard’ın zihnine bir doktrin olarak işlendiği ileri sürülüyor.
Yapay Zeka Gerçeği Ortaya Çıkardı: "Hindufobi" Savunması
Gabbard’ın genel sekreterliği ise iddiaları kesin bir dille reddederek, söz konusu sızıntıları "Hindu inancına yönelik bir operasyon" ve "Hindufobi" olarak nitelendirdi. Yapılan resmi açıklamada, bu belgelerin, geçmişte şantaj suçlamasıyla karşı karşıya kalan ve tarikat liderlerinden para koparmaya çalışan eski bir gönüllünün asılsız iddiaları olduğu savunuldu.
Gabbard’ın başdanışmanı Sunil Khemaney de notların büyük bölümünün Butler’a değil, kendisine ve Tulsi’nin babası Eyalet Senatörü Mike Gabbard’a ait olduğunu ileri sürdü. Ancak yapay zeka destekli metin analizleri (stilometri), yazışmalarda kullanılan Butler’a özgü uydurma kelimeleri ve dil yapısını inceleyerek, metinlerin tek bir elden –yani Chris Butler’dan– çıktığını bilimsel olarak ortaya koydu.