Avrupa Birliği dış politika gündemi, Orta Doğu’da giderek büyüyen gerilim nedeniyle kritik bir döneme girdi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Avrupa ülkelerinin Kızıldeniz’de yürütülen Aspides misyonunun Hürmüz Boğazı’na genişletilmesi konusunda isteksiz olduğunu açıkladı. Kallas, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinerek bu savaşın Avrupa’nın savaşı olmadığını vurguladı.
AB dışişleri bakanlarının toplantısının ardından konuşan Kallas, Avrupa ülkelerinin aktif bir savaşın parçası olmak istemediğini ifade etti. Açıklamalar, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ve bölgesel güvenlik politikalarıyla ilgili tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.
Orta Doğu’daki gerilimin yalnızca askeri değil aynı zamanda küresel enerji, ticaret ve gıda güvenliği açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan Kallas, Avrupa’nın temel hedefinin çatışmayı büyütmek değil gerilimi azaltmak olduğunu belirtti.
Avrupa ülkeleri Hürmüz Boğazı için savaş kararına mesafeli
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının toplantısında Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliğini korumak amacıyla yürütülen “Aspides” misyonunun genişletilmesi konusunun gündeme geldiğini açıkladı.
Aspides misyonu, özellikle Kızıldeniz’de ticaret yollarını korumak ve gemilere yönelik saldırıları önlemek amacıyla yürütülen bir Avrupa güvenlik operasyonu olarak biliniyor.
Ancak Kallas’a göre Avrupa ülkeleri, bu misyonun Hürmüz Boğazı’nı kapsayacak şekilde genişletilmesine sıcak bakmıyor.
Kallas, toplantıda yapılan değerlendirmeleri şöyle özetledi:
Avrupa ülkeleri doğrudan savaşın tarafı olmak istemiyor
Hürmüz Boğazı’ndaki askeri varlığın riskleri tartışılıyor
Öncelik diplomasi ve gerilimi azaltma politikaları
Kallas, “Kimse savaşa aktif olarak katılmak istemiyor” diyerek Avrupa ülkelerinin temkinli yaklaşımını açık şekilde ortaya koydu.
AB: ABD ve İsrail’in İran saldırıları Avrupa’nın savaşı değil
Kaja Kallas, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemelerine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Kallas, Avrupa’nın bu savaşın tarafı olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu savaş Avrupa’nın savaşı değil. Biz bu çatışmayı başlatmadık ve siyasi hedefleri de net değil.”
Avrupa’nın önceliğinin askeri müdahaleye katılmak değil, diplomatik temaslarla çatışmayı durdurmaya çalışmak olduğunu belirten Kallas, savaşların kolay başladığını ancak sonlandırılmasının çok daha zor olduğunu hatırlattı.
AB yetkilileri, bölgede artan gerilimin kontrolden çıkma riski taşıdığına dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı krizi enerji ve gıda güvenliğini etkileyebilir
Kallas’ın açıklamalarında en dikkat çekici başlıklardan biri Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji piyasası açısından taşıdığı kritik önem oldu.
Verilere göre dünyanın petrol ve doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Bu nedenle bölgede yaşanan her kriz yalnızca Orta Doğu’yu değil küresel ekonomiyi de doğrudan etkiliyor.
Kallas, enerji ve tarım açısından olası riskleri şöyle özetledi:
Petrol ve doğal gaz sevkiyatları aksayabilir
Gübre taşımacılığı ciddi şekilde etkilenebilir
Tarımsal üretimde küresel kriz oluşabilir
Afrika ve Asya ülkelerinde gıda güvenliği tehlikeye girebilir
Kallas, gübre sevkiyatının aksaması halinde gelecek yıl dünya genelinde gıda krizi ve kıtlık riskinin ortaya çıkabileceğini belirtti.
AB’nin önceliği gerilimi düşürmek ve ticaret yollarını korumak
Avrupa Birliği’nin stratejik hedeflerinden biri, küresel ticaret yollarının güvenliğini sağlamak olarak görülüyor.
Kızıldeniz’de başlatılan Aspides misyonunun temel amacı da uluslararası ticaretin güvenli şekilde devam etmesini sağlamak.
Ancak Avrupa ülkeleri, Orta Doğu’daki savaşın daha da büyümesine yol açabilecek askeri adımlar konusunda dikkatli davranıyor.
Kallas, Avrupa’nın önceliklerini şu şekilde sıraladı:
Seyrüsefer özgürlüğünün korunması
Enerji tedarik güvenliğinin sağlanması
Diplomatik çözüm yollarının desteklenmesi
Küresel ekonomik istikrarın korunması
AB yetkilileri, bu nedenle askeri genişleme yerine diplomatik temasların artırılmasına ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyor.
İsrail’in Lübnan operasyonu için uyarı
Kallas ayrıca İsrail ile Hizbullah arasında artan gerilime de değindi.
Lübnan’daki durumun son derece hassas olduğunu belirten Kallas, İsrail’in olası bir kara harekâtının bölgesel krizi daha da derinleştirebileceği uyarısında bulundu.
AB, Lübnan’daki insani krizin büyümemesi için 100 milyon avroluk yardım paketi hazırladı.
Ayrıca Lübnan ordusunun güçlendirilmesi ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda destek verilmesi planlanıyor.
Ukrayna savaşı Avrupa’nın en önemli güvenlik gündemi olmaya devam ediyor
AB toplantısında Ukrayna savaşı da gündemin önemli başlıklarından biri oldu.
Kallas, Ukrayna’nın Avrupa güvenliği açısından en kritik konu olmaya devam ettiğini söyledi.
Avrupa ülkeleri, Rusya’nın enerji fiyatlarındaki artıştan fayda sağlayabileceğini ve Orta Doğu’daki savaşın Ukrayna’ya verilen desteği etkileyebileceğini değerlendiriyor.
Bu nedenle AB ülkeleri hem Ukrayna savaşını hem de Orta Doğu’daki gelişmeleri birlikte takip ediyor.