Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis, Türk iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldiği kritik toplantıda, Türkiye’nin son dönemde uyguladığı ekonomi politikalarına ve yapısal reformlara tam destek verdi. TÜSİAD tarafından düzenlenen basın yuvarlak masa toplantısında konuşan Dombrovskis; Ankara'nın dezenflasyon süreci ve kararlı reform ajandasının, küresel şoklara karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını artırmada kilit rol oynadığını vurguladı.
Jeopolitik risklerin ve küresel ekonomik dalgalanmaların arttığı bir dönemde, AB ile Türkiye arasındaki ticari entegrasyonun her iki taraf için de stratejik bir güvence sunduğu ifade edildi.
Gümrük Birliği’nde "Teknik Güncelleme" Formülü
İki taraf arasındaki ticari ilişkilerin omurgasını oluşturan Gümrük Birliği anayasal çerçevesinin en son 1997 yılında revize edildiğini hatırlatan Dombrovskis, değişen dünya düzenine uyum sağlamak adına teknik güncellemelerin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Ancak kapsamlı bir modernizasyon süreci için AB üyesi ülkelerin oy birliğiyle komisyona yetki vermesi gerektiğine dikkat çeken Komisyon Üyesi, mevcut aşamada bu yetkilendirmenin henüz tamamlanmadığını aktardı.
Brüksel'in şu an için geniş ölçekli bir revizyondan ziyade, bürokrasiyi azaltacak, süreçleri sadeleştirecek ve aksayan yönleri giderecek hedef odaklı teknik dokunuşlara odaklandığı öğrenildi. Görüşmelerde ayrıca, kamu alımlarında "karşılıklılık" (mütekabiliyet) ilkesinin altı çizilirken; Türk ürünlerinin AB'deki sanayi hızlandırıcı programlarına ve kamu ihalelerine erişimi gibi kritik başlıklar da masaya yatırıldı.

Türkiye'den Finansal Entegrasyon Hamlesi: SEPA Başvurusu
Toplantının öne çıkan en sıcak gelişmelerinden biri de Türkiye’nin Tek Avrupa Ödeme Alanı’na (SEPA) katılım başvurusu oldu. Dombrovskis, Türkiye'nin Avrupa ile finansal transferleri çok daha hızlı, güvenli ve düşük maliyetli hale getirecek bu stratejik hamlesini büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi. Bu adım, iki coğrafya arasındaki sermaye akışını ve iş birliğini daha da derinleştirecek bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Ticarette ve Yatırımda Tarihi Zirve: %66’lık Pay AB’nin
Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog (HLED) mekanizmasının yarattığı pozitif rüzgar, resmi rakamlara da rekor olarak yansıdı. Güncel verilere göre Türkiye, ihracatının yüzde 42,8’ini Avrupa Birliği pazarına gerçekleştirirken, ithalatının yüzde 31,7’sini bu bölgeden sağladı. Toplam ticaret hacminin 218 milyar avroya ulaşmasıyla birlikte Türkiye, AB’nin birlik dışındaki en büyük beşinci ticaret ortağı unvanını korudu.
Doğrudan yabancı yatırımlarda da Avrupa sermayesi liderliğini pekiştirdi. Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların yüzde 66'sı AB menşeli olurken, Türk şirketleri de otomotiv, enerji, bankacılık ve perakende gibi hayati sektörlerde Avrupa’nın tedarik zincirine ayrılmaz bir parça olarak entegre oldu.
Yeşil Dönüşüm ve Deprem Sonrası İmar İçin Milyarlık Fon
Ekonomik iş birliği yalnızca ticaretle sınırlı kalmayıp, dev finansman paketleriyle de destekleniyor. Avrupa Yatırım Bankası (EIB), karbon emisyonlarının azaltılması ve yeşil istihdamın desteklenmesi amacıyla Türkiye'deki operasyonlarını yeniden başlatarak 200 milyon avroluk yeni bir finansman sağladı.
Öte yandan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) sürdürülebilir altyapı, yenilenebilir enerji şebekeleri ve deprem bölgesinin yeniden imarı kapsamındaki 54 farklı projeye toplamda 2,7 milyar avroluk dev bir kaynak aktardı. 2027 yılına kadar Türkiye Yatırım Platformu vasıtasıyla toplamda 2,4 milyar avroluk bir yatırım hacminin harekete geçirilmesi hedeflenirken; temiz enerjiden kadın ve genç girişimcilere yönelik kredi programlarına kadar geniş bir alanda dijital ve yeşil dönüşüm fonlanmaya devam edecek.