Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde bulunan Sparkasse banka şubesinde yaşanan kasa soygunu iddiasına ilişkin mağdurlar Ünal Mete, Cihat Erdem Bostancı, Güngör Kalın ve Emre Yıldırım yaşananları anlattı. Mağdurlar, olayın ardından bankanın kendileriyle iletişime geçmediğini, süreçte şeffaflık sağlanmadığını ve birçok sorunun yanıtlanmadığını belirtti.
“Ellerini Kollarını Sallayarak Gittiler”
Soygun haberini ilk aldığında inanamadığını ifade eden Ünal Mete, “Almanya’da devlet bankası bu kadar basit bir şekilde nasıl soyulur? Müşterilerin olduğu kasalar soyuldu, ana kasaya bir şey olmadı. Hırsızlar ellerini kollarını sallayarak çıkıp gittiler.” dedi.
Mete, bankanın soygun sonrası mağdurlarla iletişime geçmediğini ileri sürerek, mağduriyetin nasıl giderileceğine dair kendilerine bilgi verilmediğini söyledi.
“Bu Şube Bilinçli Seçilmiş Olabilir” İddiası
Mete, soygun için özellikle bu şubenin seçilmesinin tesadüf olmadığını düşündüğünü belirterek, kasaların büyük bölümünün yabancı kökenli müşterilere ait olduğunu savundu. Şubede kasa kiralayanların çoğunlukla Türk ve Arap kökenli olduğunu öne süren Mete, müşteri profilinin bilindiğini ve bu nedenle bilinçli bir hedef seçimi yapılmış olabileceğini dile getirdi.

Sigorta Limiti Tepkisi: “Sadece 10 Bin Avro”
Banka kasaları için yapılan sigortanın 10 bin avro ile sınırlı olduğunu hatırlatan Mete, kasalardan giden miktarın bunun çok üzerinde olduğunu iddia etti. Mete, “Banka bizim değerli eşyamızı korusun diye yıllık ücret ödüyoruz. Bunu yapamadılar.” ifadelerini kullandı.
“Binlerce Mağdur Var, Sadece 1 Alman” İddiası
Mete, mağdurların bir platform aracılığıyla bir araya geldiğini belirterek, binlerce kişilik mağdur grubu bulunduğunu, bu grubun içinde yalnızca bir Alman olduğunu, çoğunluğun Türk ve Arap kökenli kişilerden oluştuğunu öne sürdü.
“Yasal Desteğe İhtiyacımız Var”
Mağdur Mete, Alman mercilerinin mağduriyetleri gidermek için bir adım atmadığını savunarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki süreçte kendilerine destek olmasını istediklerini dile getirdi.
“Bu Çapta Bir Olay Nasıl Fark Edilmez?”
Mağdurlardan Cihat Erdem Bostancı ise soygunun profesyonel makinelerle yapıldığını öne sürerek, duvarın delinmesinin uzun süreli bir işlem gerektirdiğini söyledi. Bu süreçte yoğun gürültü, su ve elektrik kullanımı gerektiğini ifade eden Bostancı, “Bu kadar yüksek ses, toz ve vibrasyon varken kimse nasıl duymadı? Bu bizim için büyük bir soru işareti.” dedi.
Bostancı ayrıca, kasaya değerli eşyalarını koymadan önce sigorta limitini yükseltme taleplerinin reddedildiğini de belirtti.

“İhmal Ya Da Dahil Var” İddiası
Mağdur Güngör Kalın, banka görevlilerinin tutumundan şikâyet ederek “Burada soyulan banka değil, insanların şahsi kasalarıdır.” dedi. Banka alarmının devreye girmemesinin kabul edilemez olduğunu savunan Kalın, hırsızların kasaların yerini doğrudan bilmesinin de şüpheleri artırdığını söyledi.
“Karakol 200 Metre Ötede”
Kalın, bankaya yaklaşık 200 metre mesafede bir polis karakolu bulunduğunu hatırlatarak, alarm çalsa polisin kısa sürede olay yerine ulaşabileceğini belirtti. Ayrıca olay yerine giriş için bankanın özel otoparkının kullanıldığı iddiasını gündeme getirerek, bariyerin kartla açıldığını ve bu kartın nasıl temin edildiğinin açıklanması gerektiğini söyledi.
“Resmî Açıklama Yapılmadı”
Emre Yıldırım da ailesinin mağdurlar arasında olduğunu ve uzun yıllardır aynı bankayı kullandıklarını belirtti. Yıldırım, olay sonrası resmî açıklama yapılmadığını ifade ederek, belediye başkanı ve yetkililerin sessizliğinin kabul edilemez olduğunu söyledi.