Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Yunanistan'ın başkenti Atina'ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret, hem ikili ilişkilere hem de küresel güvenlik krizlerine dair çarpıcı açıklamalara sahne oldu. Yunan mevkidaşı Yorgos Yerapetritis ile bir araya gelen Rubio, ortak basın toplantısında özellikle İran'ın bölgedeki pozisyonu ve nükleer kapasitesine dair çok sert mesajlar verdi.
İran için "kırmızı çizgi" vurgusu: Nükleer silaha geçit yok
Tahran yönetiminin bölgesel hamlelerini değerlendiren Rubio, ABD'nin Orta Doğu'daki kırmızı çizgilerini bir kez daha ve net bir dille çizdi. İran'ın hiçbir koşulda nükleer silaha sahip olamayacağını vurgulayan ABD Dışişleri Bakanı, "Başkan Donald Trump görevde olduğu sürece bu asla gerçekleşmeyecek, nokta. Bu bizim için en net kırmızı çizgidir." ifadelerini kullandı. Rubio, İran'ın geçmişte masadaki diplomatik uzlaşı fırsatlarını teptiğini hatırlatarak, mevcut stratejilerinin nükleer programlarına yönelik olası bir müdahaleyi engellemek adına konvansiyonel silahlanmaya ağırlık vermek olduğunu savundu.
"Hürmüz Boğazı'nda kontrolü tamamen kaybettiler"
Basın toplantısının en dikkat çekici kısımlarından biri de İran'ın askeri gücü ve Hürmüz Boğazı'ndaki etkinliği üzerine yapılan değerlendirmelerdi. Tahran'ın dron (İHA) ve füze üretim kapasitesinin ağır hasar aldığını, fırlatma sistemlerinin zayıfladığını iddia eden Rubio, ülkenin askeri açıdan geçmiş yıllara kıyasla çok daha kırılgan bir yapıda olduğunu öne sürdü.
Rubio ayrıca, ağır uluslararası yaptırımlar altında ekonomisi sarsılan İran'ın, elindeki kısıtlı kaynakları kendi halkının refahı yerine silahlı vekil güçlere aktardığını belirtti. Körfez'deki kritik enerji güzergahı Hürmüz Boğazı'nın uluslararası seyrüsefere açık olduğunu ve petrol akışının kriz öncesi seviyelere hızla yaklaştığını ifade eden Rubio, İran'ın boğaz üzerindeki kontrolünü "tamamen kaybettiğini" dile getirdi.
Atina ile yeni güvenlik ve istihbarat kalkanı
Görüşmenin ana gündem maddelerinden bir diğeri ise Washington ile Atina arasında giderek derinleşen stratejik ortaklıktı. Yunanistan'ı, sorumluluk almaktan çekinmeyen "harika ve örnek bir NATO müttefiki" olarak nitelendiren Rubio, Avrupa'nın kendi savunmasında daha fazla yük alması gerektiği konusunda iki ülkenin hemfikir olduğunu söyledi.
Bu kapsamda, sınır güvenliği, kitlesel göç ve organize suçlarla mücadeleyi daha da güçlendirmek amacıyla iki ülkenin kolluk kuvvetleri arasında istihbarat ve bilgi paylaşımını merkeze alan yeni bir güvenlik mutabakat zaptı imzalandığı duyuruldu. Rubio, Kızıldeniz'den Ukrayna'ya kadar uzanan küresel istikrarsızlık sarmalında, ABD-Yunanistan ittifakının öneminin bir kat daha arttığını vurguladı.
Enerji güvenliği küresel barışın anahtarı
Rubio'nun Atina temaslarında masadaki bir diğer stratejik başlık, bölgenin enerji jeopolitiğiydi. ABD menşeli sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) Yunanistan'daki terminaller üzerinden Balkanlar ve Orta Avrupa pazarına taşınmasını öngören "Dikey Gaz Koridoru" projesine Washington'un tam desteğini yineleyen Rubio, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasındaki elektrik bağlantı hatlarının da kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Enerji güvenliğinin, ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen ABD Dışişleri Bakanı, arz yollarının çeşitlendirilmesinin zorunluluk olduğunu ve dünyanın herhangi bir noktasında yaşanacak enerji kesintisinin küresel çapta bir güvenlik tehdidi yaratabileceği uyarısında bulundu.