Yeni Birlik Gazetesi Dünya 'Ateşkes olsa da değişmeyecek': Netanyahu'dan Filistin devleti çıkışı

'Ateşkes olsa da değişmeyecek': Netanyahu'dan Filistin devleti çıkışı

Gazze'deki ateşkes senaryoları ve savaş sonrası diplomasi trafiği hız kazanırken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına asla onay vermeyeceklerini ilan etti.

Televizyondan canlı yayınlanan ulusa sesleniş konuşmasında kameraların karşısına geçen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin egemenlik hakları ve geleceği konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.

Masada bir uzlaşma olsun ya da olmasın İsrail'in varoluşsal zeminini tartışmaya açmayacaklarını belirten Netanyahu, Tel Aviv'in kendi kimliğiyle gurur duyan, izlediği yolun doğruluğundan şüphe duymayan güçlü bir ulus devlet olarak kalacağını ifade etti.

"Terör Devleti" İddiası ve İki Devletli Çözüm Vetosu

Bağımsız Filistin devleti fikrine yönelik sert tutumunu yineleyen İsrail Başbakanı, böyle bir siyasi yapılanmanın kurulmasına hiçbir koşulda izin vermeyeceklerinin altını çizdi. Kendi sınırlarının hemen yanında şekillenecek egemen bir Filistin yapısını "Yahudi halkının ulus devletini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir terör devleti" olarak nitelendiren Netanyahu, güvenlik gerekçelerini ön plana çıkardı.

Filistin tarafının nihai amacının İsrail'i haritadan silmek olduğunu savunan Netanyahu, ülkesinin temsil ettiği demokrasi, özgürlük ve kalkınma değerleri nedeniyle hedef alındığını öne sürdü.

Bölgesel Diplomasi Trafiğinde Tel Aviv Kırmızı Çizgiyi Çekti

Netanyahu'nun çıkışı, özellikle küresel aktörlerin Gazze'deki çatışmaları sonlandırmak ve savaş sonrası mimariyi şekillendirmek adına mekik diplomasisi yürüttüğü kritik bir döneme denk geldi. Batılı müttefiklerin ve uluslararası kamuoyunun kalıcı barış için işaret ettiği "iki devletli çözüm" formülü, Tel Aviv yönetiminin direnciyle karşılaşmaya devam ediyor.

İsrail Başbakanı, geçmişte de muhtelif platformlarda bağımsız Filistin devleti anlayışına kararlılıkla karşı çıktığını beyan etmiş ve bölgesel barışın ancak İsrail'in güvenlik şartlarının eksiksiz kabul edilmesiyle mümkün olabileceğini savunmuştu.