Yunan medyasında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Ege kıyılarındaki askeri takviyeleri ve sınır hattındaki hareketliliği geniş yer buldu. TSK'nın bölgedeki etkinliğine dikkat çekilen haberlerde, Türkiye'nin güneydoğu sınırlarındaki askeri varlığını Ege ve Trakya hattına kaydırdığı değerlendirmelerine yer verildi.
Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis'in Türkiye'ye yakın adaları ziyareti sırasında silahlı askeri unsurlarla görüntü vermesinin ardından, Türk ordusunun Ege kıyılarındaki konuşlanması gündeme taşındı. Yayınlarda, Tunceli'deki 51. Komando Tugayı'nın Sisam adasının tam karşısında yer alan Aydın'ın Söke ilçesine kaydırıldığı bilgisi öne çıkarıldı.
Yunanistan'ın önde gelen yayın organlarından Pentapostagma gazetesi, gelişmeleri "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilişkilendirdi.
Haberde, terörle mücadeledeki başarılar ve bölgesel dinamikler sayesinde güneydoğu sınırındaki Bordo Bereliler, komandolar ve insansız hava araçları (İHA) gibi kritik unsurların Ege ve Meriç hattına sevk edildiği kaydedildi. Türk kuvvetlerinin anlık takip kabiliyeti nedeniyle olası gelişmelere tepki verme süresinin oldukça kısaldığı vurgulandı.
Ege Denizi'nde silahsızlandırılmış statü ve uluslararası antlaşmalar
Yunanistan'ın Doğu Ege adalarındaki askeri varlığı ve Türkiye'nin kıyı şeridindeki savunma tedbirleri, uluslararası hukuk açısından uzun yıllardır tartışılan temel konular arasındadır. Doğu Ege adalarının hukuki statüsü, 1923 Lozan Barış Antlaşması'nın 13. maddesi ve 1947 Paris Barış Antlaşması'nın 14. maddesi ile belirlenmiştir.
Söz konusu uluslararası antlaşmalar, Midilli, Sakız, Susam, Ahikerya ve Oniki Adalar'ın silahsızlandırılmış statüde kalmasını, bu adalarda sadece kolluk kuvveti bulundurulmasını ve hiçbir askeri üs veya tahkimat kurulmamasını şart koşmaktadır. Türkiye, komşu adaların antlaşmalara aykırı şekilde silahlandırılmasını güvenlik riski olarak değerlendirerek Ege ve Trakya bölgesindeki caydırıcılık tedbirlerini uluslararası hukuktan doğan egemenlik hakları çerçevesinde sürdürmektedir.