Avrupa Birliği, sınır geçişlerinde devrim niteliğinde bir değişikliğe imza attı. Geçtiğimiz yıl kademeli olarak test edilen Giriş-Çıkış Sistemi (EES), 10 Nisan 2026 itibarıyla tüm Schengen bölgesinde zorunlu hale geldi. AB vatandaşı olmayan yolcuların biyometrik verilerini dijital bir havuzda toplayan sistem, güvenlik denetimlerini hızlandırmayı amaçlasa da ilk gününde ciddi aksamalara yol açtı.
Parmak İzi ve Fotoğraf Artık Şart!
Yeni sistemle birlikte, Schengen üyesi olmayan ülke vatandaşları Avrupa’ya ilk girişlerinde özel kiosklar aracılığıyla pasaportlarını taratacak. Bu işlem sırasında yolcuların parmak izleri alınacak ve biyometrik fotoğrafları sisteme işlenecek. 12 yaşından küçük çocukların muaf tutulduğu bu veriler, sistemde tam 3 yıl boyunca saklanacak.
Pasaport Defterleri Dolmayacak: Damga Devri Bitti
EES'nin getirdiği en büyük yeniliklerden biri de manuel damga basma işleminin sona ermesi oldu. Tüm giriş-çıkış bilgileri dijital ortamda tutulacağı için pasaportlara artık damga vurulmayacak. Bu durum, pasaport sayfalarının kısa sürede dolması sorununu ortadan kaldırırken, süre aşımı yapan (vize ihlali) yolcular sistem tarafından otomatik olarak sınır polisine bildirilecek.
İlk Gün Kaosu: Sınır Kapılarında Uzun Kuyruklar
Sistemin devreye girmesiyle birlikte Milano, Lizbon ve Paris gibi ana merkezlerde yolcu yoğunluğu tavan yaptı. Parmak izi ve fotoğraf alımı her yolcu için kontrol süresini uzatınca, havalimanlarında dev kuyruklar oluştu. Avrupa Komisyonu, mağduriyetleri önlemek adına yoğunluğun arttığı anlarda eylül ayına kadar sistemin geçici olarak askıya alınabileceği esnekliğini sınır kapılarına tanıdı.
Yolcular İçin 4 Kritik Soru
Sistem sadece biyometrik veri almakla kalmıyor. Kiosk ekranlarında yolculara; "Nerede konaklayacaksınız?", "Yeterli nakit paranız var mı?" gibi seyahat detaylarını içeren 4 farklı soru yöneltiliyor. Bu sorulara verilen yanıtlar da dijital kaydın bir parçası haline geliyor.