Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Washington ve Tahran arasındaki gerilimi düşürebilecek kritik bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı.
Leavitt, İran yönetiminin ABD ile doğrudan temasa geçtiğini ve Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yüz yüze bir görüşme gerçekleştirilmesini talep ettiğini bildirdi. Beyaz Saray bahçesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Sözcü, tarafların hafta sonu yapılması planlanan ikinci tur müzakereler için hazırlıklarını sürdürdüğünü ifade etti.
Müzakere masasında ABD tarafını temsil edecek isimler de netleşti. Başkan Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'in İslamabad'daki kritik görüşmelere katılacağı açıklandı.
Öte yandan, Başkan Yardımcısı JD Vance’in bu süreçte Washington’da kalacağı ve müzakere trafiğini merkezden takip edeceği bildirildi. Trump'ın ulusal güvenlik ekibiyle birlikte süreci anbean izleyeceği ve masadan çıkacak sonuca göre yeni hamleler yapabileceği vurgulandı.
2026 Sürecinde Hürmüz Boğazı ve Uranyum Krizi
ABD ile İran arasındaki bu yeni temas trafiği, 2025 yılındaki çatışmaların ardından tesis edilen ancak oldukça kırılgan seyreden ateşkes sürecinin en somut adımı olarak görülüyor. 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla iki ülke arasındaki müzakerelerde en kritik başlıkları, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları ve Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefer güvenliği oluşturuyor. ABD tarafı, boğazın tamamen kontrol altında tutulmasını ve nükleer faaliyetlerin durdurulmasını şart koşarken; Tahran yönetimi ise ekonomik ablukaların kaldırılmasını önceliklendiriyor.
İslamabad’da gerçekleşecek bu ikinci tur görüşmeler, bölgesel bir savaş riskinin minimize edilmesi açısından hayati önem taşıyor. Pakistan hükümeti, tarafları masada tutabilmek için güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarırken, Çin gibi küresel aktörlerin de bu diplomatik süreci desteklediği belirtiliyor. Trump yönetiminin "maksimum baskı" stratejisi ile diplomatik kapıları açık tutma dengesi arasında gidip gelen bu süreçte, hafta sonu yapılacak görüşmelerden çıkacak ortak bir bildiri, bölgedeki askeri hareketliliğin geleceğini tayin edecek.