Hazırlanan planın detaylarına göre, İran’da bulunan yaklaşık 450 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesi hedefleniyor. Operasyon çerçevesinde bölgeye ağır kazı ekipmanlarının sevk edilmesi planlanırken, radyoaktif materyalin güvenli bir şekilde taşınabilmesi amacıyla kargo uçaklarının iniş yapabileceği geçici pistlerin inşa edilmesi öngörülüyor.
ABD basınında yer alan uzman görüşleri, bu çapta bir operasyonun ciddi bir askeri güç gerektireceğine işaret ediyor. Uzmanlar, radyoaktif materyalin çıkarılması ve nakliyesi için yüzlerce, hatta binlerce askerin yanı sıra ağır ekipmanların havadan bölgeye indirilmesinin gerekebileceğini vurguluyor. Operasyonun teknik zorlukları nedeniyle sürecin haftalarca sürebileceği değerlendiriliyor.
İran’ın Mevcut Nükleer Kapasitesi
İsrail ve ABD tarafından geçen yıl yapılan değerlendirmelerde, İran’ın nükleer kapasitesine ilişkin veriler paylaşılmıştı. Bu verilere göre İran, olası hava saldırılarından önce 400 kilogramdan fazla yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma ve yüzde 20 seviyesinde yaklaşık 200 kilogram fisil maddeye sahipti. Uzmanlar, söz konusu materyallerin kısa sürede yüzde 90 seviyesine, yani silah üretiminde kullanılan aşamaya çıkarılabileceğine dikkat çekiyor.
Washington’dan Gelen Resmi Açıklamalar
Operasyon planına ilişkin tartışmalar sürerken, ABD yönetiminden üst düzey isimler konuyla ilgili farklı yaklaşımlar sergiliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta yaptığı açıklamada, Washington’ın nükleer hedeflerine bir kara harekatına ihtiyaç duyulmadan da ulaşılabileceğini ifade etti.
Savunma Bakanı Pete Hegseth ise 13 Mart’ta konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, öncelikli tercihlerinin İran’ın uranyumu gönüllü olarak devretmesi olduğunu belirtti. Hegseth, bu durumun gerçekleşmemesi halinde askeri seçeneklerin masada olduğuna dair işaretler verdi. Operasyon planının Başkan Trump’a sunulmasıyla birlikte, ABD’nin İran politikasındaki askeri seçeneklerin daha somut bir zemine oturduğu belirtiliyor.