Yeni Birlik Gazetesi Dünya Bir kap yardıma gitti, bir daha dönmedi: Gazze’de yardım noktaları tuzak mı?

Bir kap yardıma gitti, bir daha dönmedi: Gazze’de yardım noktaları tuzak mı?

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında evlerinden ve sevdiklerinden koparılarak kaybolan binlerce Filistinli, geride yanıt bulamayan sorular ve bitmek bilmeyen bir belirsizlik bıraktı.

KAYNAK: AA

İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde sürdürdüğü ağır bombardıman ve askeri operasyonlar, sadece fiziksel yıkım ve can kayıplarıyla sınırlı kalmadı. Gazze’de sevdiklerinden, evlerinden ve sokaklarından zorla koparılan binlerce Filistinli adeta sırra kadem bastı. Aradan geçen aylara rağmen yakınlarının akıbetinden tek bir haber dahi alamayan aileler, bir yandan hayatta kalma mücadelesi verirken diğer yandan dünyadaki en ağır yüklerden biri olan "belirsizlik" ile baş başa bırakıldı.

Filistinli Kayıplar ve Zorla Kaybedilenler Merkezi’nin "30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü" vesilesiyle yayımladığı rapor, facianın ürkütücü boyutlarını gözler önüne seriyor. Verilere göre Gazze’de 2 bin 500 ile 3 bin arasında Filistinli zorla kaybedilmiş durumda. Üstelik bu rakama, İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı altında kalan tahmini 4 bin ila 5 bin kişi dahil değil.

İnsani Yardım Noktaları Birer "İnsan Avı" Alanına Dönüştü

Göç yollarında, askeri kontrol noktalarında ya da en temel ihtiyaç maddelerini ararken ortadan kaybolan sivillerin hikayeleri, yaşanan dramın boyutunu derinleştiriyor. 39 yaşındaki spor antrenörü Nadir Neccar da bu kurbanlardan yalnızca biri. Cibaliya’dan Han Yunus’a sığınmak zorunda kalan ve 6 çocuk babası olan Neccar, 24 Haziran 2025'te çadırında kalan ailesine yiyecek bulabilmek umuduyla Şakuş bölgesindeki yardım dağıtım noktasına gitti. O günden bu yana Neccar’dan tek bir haber alınamadı.

Kardeşinin izini arayan Muhammed Neccar, o dönemde yaşanan kıtlığın ve çaresizliğin kardeşini bu riski almaya zorladığını vurgulayarak şunları söylüyor:

"Bu noktalar insani yardım alanı değil, insan avlama sahalarıydı. Nadir ailesine bakabilmek için oraya gitti ancak bir daha dönmedi. Evimizi, annemizi ve 23 yakınımızı kaybettik, bir kardeşim İsrail’de esir. Ancak bir insanın yaşayabileceği en ağır acı, bir yakınının kayıp olmasıymış."

Bir Anne İçin Ölümden Değil, Belirsizlikten Kaçış Yok

İsrail saldırılarının getirdiği yıkım, ailelerin yaşamlarını kökünden sarsmaya devam ediyor. Evlatlarının fotoğraflarını elinden düşürmeyen Ummu Yusuf el-Mısri, çatışmaların yarattığı tüm yıkımı tek başına omuzlayan annelerden biri. Bir oğlunu İsrail hava saldırısında şehit veren, bir oğlu ise İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan acılı anne, 16 yaşındaki küçük oğlu Cihad’ın ise kaybolduğunu aktarıyor.

Oğlunun yasını dahi tutamadığını belirten gözü yaşlı anne, içinde bulunduğu ruh halini şu sözlerle ifade ediyor:

"Büyük oğlum şehit düştü, belim büküldü ama Cihad’ın kaybolması içimdeki en büyük ateş oldu. Şehit olduysa mezarını bilip defnetmek, yaşıyorsa halini öğrenmek istiyorum. Ne yas tutabiliyoruz ne de umut edebiliyoruz. Sokakta gördüğüm her gençte oğlumu arıyorum."

Uluslararası Kamuoyuna Çağrı: Yas Tutma Hakkı Verilsin

Gazze’de göç yollarından yardım kuyruklarına kadar her noktada kaybolan kişilerin yakınları, uluslararası kurumların ve insan hakları örgütlerinin bir an önce harekete geçmesini talep ediyor. Yaşayıp yaşamadığı bilinmeyen thousands sivil için İsrail hükümetine baskı yapılması istenirken, aileler en azından yakınlarının akıbetini öğrenerek yas tutma hakkına kavuşmak istiyor.