ABD ve İsrail’in İran’ın güneyindeki Buşehr Nükleer Enerji Santrali ile petrokimya tesislerine yönelik saldırıları, bölgede gerilimi kritik seviyeye taşıdı. Saldırı, yalnızca askeri değil, çevresel ve nükleer güvenlik açısından da ciddi endişelere yol açtı.
İran’dan kritik uyarı: “Körfez’de yaşam etkilenir”
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, olası bir radyoaktif serpintinin etkilerine dikkat çekerek tehlikenin yalnızca Tahran’la sınırlı kalmayacağını vurguladı. Arakçi, böyle bir senaryonun Basra Körfezi çevresindeki yaşamı doğrudan tehdit edebileceğini ifade etti.
“Nükleer tesislere saldırı savaş suçudur”
İran Atom Enerjisi Kurumu, saldırıya sert tepki göstererek nükleer tesislerin hedef alınmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu açıkladı. Kurumdan yapılan değerlendirmede, bu tür saldırıların “savaş suçu” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, uluslararası toplumun pasif tutumunun eleştirildiği görüldü.
Uluslararası ajanslardan itidal çağrısı
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), saldırının ardından taraflara itidal çağrısında bulundu. Olası bir nükleer riskin bölgesel ve küresel etkilerine dikkat çeken ajans, gelişmeleri yakından izlediklerini duyurdu.
Rusya’dan en büyük tahliye hamlesi
Saldırının ardından Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, Buşehr’de görevli personel için geniş çaplı bir tahliye başlattı. Kurumun Genel Müdürü Alexey Likhachev, 198 kişinin otobüslerle İran-Ermenistan sınırına sevk edildiğini açıkladı. Bu operasyonun, Rosatom’un bugüne kadarki en büyük tahliyelerinden biri olduğu belirtildi.
Bölgesel ve küresel risk büyüyor
Uzmanlar, Buşehr’de yaşanan gelişmelerin sadece İran’ı değil tüm Körfez hattını etkileyebileceğini belirtiyor. Olası bir nükleer sızıntı ihtimali, deniz ekosistemi ve enerji hatları üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir. Basra Körfezi’nin küresel enerji arzındaki kritik rolü göz önüne alındığında, yaşanacak bir kriz dünya piyasalarını da etkileyebilecek boyutta görülüyor.