Tarih boyunca Charax Spasinou olarak da anılan kent, Antik Çağ’da önemli bir ticaret merkezi olarak biliniyordu. Mezopotamya’daki siyasi karışıklıklar ve bölgedeki tarih araştırmalarındaki boşluklar nedeniyle kent, 21. yüzyılın başına kadar geniş çapta incelenememişti.
Araştırma ve Doğrulama Süreci
Konstanz Üniversitesi’nden Prof. Stefan Hauser’in liderliğinde uluslararası bir ekip, kenti yeniden keşfederek doğruladı. Ekip, ilk olarak 2014’te bölgeye yapılan güvenli ziyaretlerde surların büyüklüğü ve düzeni karşısında şaşkınlık yaşadı. 2016’daki yüzey araştırmaları ve sonraki yıllarda yapılan ileri jeofizik çalışmaları, kentin planını ve mimarisini detaylı biçimde ortaya koydu.
Kentin Planı ve Önemi
Jeofizikçi Jörg Faßbinder’in sezyum manyetometresi ile gerçekleştirdiği analizler, kent ızgarası ve konut adalarının net bir haritasını verdi. Büyük İskender’in MÖ 324’te kurduğu şehir, Susa’dan gelen Karun Nehri ile Dicle’nin birleştiği noktada, Basra Körfezi’ne yakın bir aktarma limanı olarak planlanmıştı. Kent, uzun yıllar boyunca Hindistan, Afganistan ve Çin ile yapılan ticaretin merkezi oldu.
Kenti Terk Edilişi
Zamanla Dicle Nehri’nin yatağının batıya kayması ve alüvyon oluşumu nedeniyle liman kullanılamaz hâle geldi ve kent, MS 3. yüzyılda büyük ölçüde terk edildi. Prof. Hauser, kentin ölçeği ve planlı yapısının Nil kıyısındaki İskenderiye ile karşılaştırılabileceğini belirtti.
Gelecek Kazı Çalışmaları
Yakın dönemde yapılacak kazı ve araştırmalar, Dicle İskenderiyesi’nin günlük yaşamını ve bölgedeki tarihî rolünü daha net ortaya koyacak. Çalışmalar, antik kentin kültürel ve ticari önemini daha ayrıntılı biçimde belgelemeyi hedefliyor.