28 Şubat’ta başlayan hava bombardımanında babası Ali Hamaney’in yaşamını yitirmesinin ardından İran Uzmanlar Meclisi tarafından 8 Mart 2026’da ülkenin yeni Dini Lideri ilan edilen Mücteba Hamaney, göreve geldiği günden bu yana adeta bir hayalet gibi yaşıyor.
Yaklaşık 150 gündür kameraların karşısına geçmeyen, hiçbir açık yayın yapmayan ve dijital ayak izi bırakmayan 57 yaşındaki lider, Washington ve Tel Aviv’in istihbarat radarlarını tamamen boşa çıkarmış durumda. ABD Merkezî Haber Alma Teşkilatı (CIA) ve İsrail dış istihbarat servisi Mossad, Tahran’ın yeni tepe ismini doğrulamak ve yerini tespit edebilmek için tarihî bir takip operasyonu yürütse de henüz somut bir sonuca ulaşamadı.

Zifiri Karanlıkta Gizli Temaslar ve Yeraltı Sığınakları
İstihbarat birimlerinin elindeki veriler, Hamaney’in elektronik takibe takılmamak adına tüm kişisel iletişim cihazlarını kapattığını ve doğrudan derin yeraltı sığınaklarında konumlandığını gösteriyor. Sürece dair ortaya atılan en çarpıcı iddialardan biri ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yapılan temas. Sızan bilgilere göre Pezeşkiyan, yeni liderle görüşmek üzere camları karartılmış bir araçla, tamamen karartılmış gizli bir mekana götürüldü. Birkaç dakika süren bu temas sırasında ortamın zifiri karanlık olması nedeniyle Pezeşkiyan’ın, karşısındaki kişinin gerçekten Mücteba Hamaney olup olmadığını doğrulayamadığı, yalnızca bir ses duyduğu iddia ediliyor.
Öte yandan, geçtiğimiz günlerde İran medyasında servis edilen 13 saniyelik bir ders videosu dışında Hamaney’e ait hiçbir yeni görüntü bulunmuyor. Ancak bu videonun ne zaman ve nerede çekildiğine dair hiçbir detay paylaşılmadı.

Siber Takip İflas Etti: Tek Çare Sahadaki Ajanlar
28 Şubat saldırılarında Tahran’daki trafik kameralarını dahi hackleyerek üst düzey İranlı yetkililerin konumunu saniye saniye izleyen ABD ve İsrail istihbaratı, aynı yöntemi Mücteba Hamaney üzerinde uygulayamadı. Saldırılarda yüzünden ve bacaklarından ağır yaralandığı, iyileşme sürecini yeraltında geçirdiği öne sürülen Hamaney'in, karar alma süreçlerine yalnızca güvenli sesli konferanslar üzerinden katıldığı değerlendiriliyor.
Eski Mossad yetkililerine göre teknolojik izlemenin yetersiz kaldığı bu senaryoda tek seçenek insan istihbaratı, yani saha ajanları. Gazze’deki rehine arama süreçlerinde yapılan hatalara dikkat çeken uzmanlar, elektronik sistemlere aşırı güvenmenin saha ajanlarının önemini gölgelediğini ve Hamaney’e ulaşmanın tek yolunun İran içerisindeki yerel ağları harekete geçirmek olduğunu belirtiyor.
Kağıt Kuryelerle İletişim ve Muhtemel Suikast Riskleri
Hamaney’in günümüz teknolojisinden tamamen izole bir şekilde, emirlerini sürekli değişen ve taşıdığı mesajın içeriğini bilmeyen özel kuryeler aracılığıyla yazılı olarak ilettiği tahmin ediliyor. Tahran yönetiminin güvenlik çemberini son derece dar tutması ve liderin etrafında yalnızca Devrim Muhafızları Ordusu’nun en üst düzey isimlerine izin vermesi, sızma ihtimalini neredeyse imkansız kılıyor.
İstihbarat analizcilerine göre Hamaney’in halka hitaben yayınlayabileceği tek bir ses kaydı dahi kullanılan cihazın ve ortamın akustik analiziyle yerinin tespit edilmesine yol açabilir. İsrail ve ABD bir yandan liderin hayatta olup olmadığını netleştirmeye çalışırken, diğer yandan olası bir suikastın bölgesel dengeleri nasıl etkileyeceğini tartıyor.