Latin Amerika'nın siyasi kutuplaşmalarla ve jeopolitik rekabetle sarsılan ülkesi Peru'da, demokratik süreç resmiyet kazandı. 7 Haziran’da gerçekleştirilen olaylı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda sandıktan lider çıkan Keiko Fujimori, devlet başkanlığı mazbatasını alarak ülkeyi 2026-2031 yılları arasında yönetecek resmi lider olarak tescillendi.
Başkent Lima'da yer alan Büyük Ulusal Tiyatro’da düzenlenen görkemli resmi oturuma, Ulusal Seçim Jürisi (JNE) Başkanı Roberto Burneo başkanlık etti. Görevi devralmaya hazırlanan Fujimori, mazbatasını Burneo'nun ellerinden aldıktan sonra salonda ve dışarıda toplanan destekçilerine seslendi.
Kutuplaşmaya Karşı Birlik ve "Ulusal Uzlaşı" Mesajı
Törendeki konuşmasında geçmiş siyasi kariyerine ve ülkedeki gergin atmosfere atıfta bulunan Keiko Fujimori, özeleştiri yapmaktan kaçınmadı. Yaşadığı zorlu süreçlerden ve geçmişteki hatalarından dersler çıkardığını belirten yeni lider, toplumsal barış için "affetmenin ve af dilemenin" yapıcı gücüne sığındığını ifade etti.
Peru'yu derin bir ekonomik ve sosyal çıkmaza sürükleyen eşitsizliğe doğrudan savaş açacağını vurgulayan Fujimori, şu ifadeleri kullandı:
"Sizlere söz veriyorum; bizi bir toplum olarak nefessiz bırakan bu adaletsizliği ve çatışma iklimini sonlandırmak adına devleti bütünüyle halkın hizmetine sunacağız. Demokrasi bize yalnızca bir yönetim yetkisi veriyor olabilir, ancak Cumhuriyet bize çok daha kutsal ve büyük bir misyon yüklüyor: Herkes için, her kesimi kucaklayarak yönetmek."
Konuşmasında tek tipleştirmeye karşı çoğulcu demokrasiyi savunan yeni Devlet Başkanı, farklı seslerin ve fikir ayrılıklarının birer düşmanlık sebebi değil, ülkenin en büyük entelektüel zenginliği olduğunu kaydetti. Fujimori, "Tek tipleşmeyi değil, çeşitlilik içindeki sarsılmaz birliği savunacağız. Bu çağrım, hepimizin elini taşın altına koyması ve doğru yönlendirilen fikir çeşitliliğinin en büyük gücümüz olabileceğini kabul etmesi içindir" diyerek muhalefete de uzlaşı mesajı gönderdi.
Çetin Seçim Süreci ve İtirazların Gölgesindeki Zafer
Peru'daki seçim süreci, küresel ölçekte de yakından takip edildi. Özellikle ABD ile Çin arasındaki stratejik nüfuz mücadelesinin tam merkezinde yer alan ülkede sandık güvenliği ve siyasi istikrar büyük önem taşıyordu.
7 Haziran'da yapılan ikinci tur oylamanın ardından Ulusal Seçim Süreçleri Ofisi (ONPE) verileri Fujimori'nin zaferine işaret etse de solcu aday Roberto Sanchez, özellikle yurt dışı oylarının geçersiz sayılması talebiyle yargıya başvurmuştu. Sanchez, itirazlarının reddedilmesi durumunda sandık sonuçlarını meşru kabul etmeyeceğini ilan ederek gerilimi tırmandırmıştı.
Ancak resmi yargı süreçlerinin tamamlanmasının ardından, yaklaşık 50 bin oy farkla kazandığı kesinleşen Keiko Fujimori, ülkenin yeni lideri olarak tescillenmiş oldu. 2026-2031 dönemini kapsayacak bu yeni dönem, Peru siyasetinde hem reformların hem de toplumsal uzlaşı çabalarının test edileceği kritik bir süreç olmaya aday.