Filistinli aktivist Semih Ebu Rumeyle, işgal altındaki Kudüs’ün kuzeyindeki Kefr Akab beldesindeki baskınlarını, Filistin varlığına karşı “organize bir saldırı ve açık savaş” olarak nitelendirdi.
İsrail, “Başkentin Kalkanı Operasyonu” adı altında, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Ayrım (Utanç) Duvarı'nın Batı Şeria tarafında kalan Kefr Akab Mahallesi'nde askeri saldırı başlatmıştı.
Filistin yönetimine bağlı Kudüs Valiliği, İsrail güçlerinin beldedeki evlere baskın düzenlediğini, bazı sakinleri zorla tahliye ettiğini, çatılara asker ve keskin nişancılar yerleştirdiğini, göz yaşartıcı gaz, ses bombası, gerçek mermi ve kauçuk kaplı mermiler kullandığını açıkladı.
Kefr Akab Belde Komitesi üyesi aktivist Ebu Rumeyle, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Beldede yaşananlar bir güvenlik operasyonu değil, aksine Kefr Akab’daki Filistin varlığına karşı yürütülen organize bir saldırı ve açık savaştır.” dedi.
Kefr Akab, Kudüs’ün İsrail belediye sınırları içinde yer almasına rağmen, Ayrım (Utanç) Duvarı ve Kalendiya askeri kontrol noktası nedeniyle Doğu Kudüs’ten fiilen koparılmış durumda.

Bölgede çoğunlukla "Kudüs kimlik kartına" sahip Filistinliler yaşıyor
Ebu Rumeyle, İsrail’in kolluk güçlerini, Kefr Akab’ı sakinlerinden boşaltmayı ve Filistinlileri Kudüs’ten zorla çıkarmayı amaçlayan sistematik bir yerinden etme politikasının aracı olarak kullandığını belirterek, “Bugün yaşananların tamamı, başta Atarot Yahudi Yerleşim Birimi ve Sanayi Bölgesi olmak üzere, yeni yerleşim projelerinin ön hazırlığıdır.” uyarısında bulundu.
Baskınların başlamasından bu yana kasabanın tamamen felç olduğunu ifade eden Ebu Rumeyle, “Dükkanlar kapalı, öğrenciler okullarına ulaşamıyor, insanlar evlerinde mahsur. Sadece fırınların sınırlı şekilde açılmasına izin veriliyor” dedi.
Ebu Rumeyle, İsrail sağının “yerleşimcilerin yaşamını kolaylaştırma” politikalarının bedelinin, yol kapatmaları, işçilere getirilen kısıtlamalar ve geçim kaynaklarının hedef alınması yoluyla Kefr Akab sakinlerine ödetildiğini vurguladı.
İsrail makamlarının, toplamda 10 milyon şekeli (yaklaşık 3,2 milyon dolar) aşan yıkım ve inşaat ihlali cezaları kestiğini, sakinlere ruhsat almak için yalnızca iki hafta süre tanındığını aktaran Ebu Rumeyle, bunu “kasıtlı olarak felç edici bir önlem” şeklinde nitelendirdi.
Ebu Rumeyle, “Kudüs Belediyesi 30 yılı aşkın süredir Kefr Akab’a tek bir inşaat izni vermedi, belde için onaylı bir imar planı da yok. Buna rağmen insanlardan iki hafta içinde ruhsat almaları bekleniyor. Bu, akla hakarettir ve yıkımları meşrulaştırma girişimidir.” diye konuştu.
Bölgedeki Havaalanı Caddesi boyunca yaklaşık 25 konut ve ticari tesisin yanı sıra 3 binanın yıkım tehdidi altında olduğunu ifade eden Ebu Rumeyle, İsrail güçlerinin "Ayrım Duvarı"na bitişik 3 binanın girişlerini yıkmaya başladığını ve çevredeki diğer binalar için de yıkım emirleri dağıttığını aktardı.
Ebu Rumeyle, Kefr Akab sakinlerinin “yerinden edilme politikasını kabul etmeyeceğini” vurgulayarak, “Kefr Akab’da kalacağız. Varlığımızı ve Kudüs kimliğimizi korumak için tüm barışçıl ve yasal yollarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Yerinden edilme planlarının yeni bir kurbanı olmayacağız.” dedi.
İsrail, Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların başlamasıyla birlikte, işgal altındaki Doğu Kudüs de dahil, Batı Şeria’daki baskılarını artırdı.
Bu süreçte öldürme, gözaltı, ev yıkımları, zorla yerinden etmeler ve Yahudi yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesi öne çıktı.
Resmî Filistin verilerine göre, söz konusu saldırılar sonucu Batı Şeria ve Kudüs’te en az 1108 Filistinli hayatını kaybetti, 11 bin 500’den fazla kişi yaralandı ve 21 binden fazla Filistinli gözaltına alındı.