Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, askeri ve diplomatik stratejilere dair uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandıran yeni açıklamalara imza attı. Connecticut eyaletinde gerçekleştirilen Sahil Güvenlik Akademisi Mezuniyet Töreni'nde kürsüye çıkan Trump, dış politika ve askeri operasyonlar gündemine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
ABD ordusunun küresel ölçekte "önemli işler" başardığını savunan Trump; yakın dönemde hem Venezuela'da hem de İran'da çok başarılı, stratejik adımlar attıklarını ifade etti. İran'ın savunma hatlarına ve askeri altyapısına çok ciddi zararlar verdiklerini ileri süren ABD Başkanı, Washington-Tahran hattındaki gerilimi tırmandıracak seçenekleri açıkça masaya koydu.
"Her şeyleri gitti, gidip bu işi bitirecek miyiz?"
Sahil Güvenlik Akademisi'ndeki konuşmasında ABD'nin istihbarat ve operasyonel üstünlüğüne vurgu yapan Donald Trump, İran İslam Cumhuriyeti'nin mevcut askeri kabiliyetini büyük oranda yitirdiğini iddia etti. Trump, karşı tarafın hamle yapacak gücü kalmadığını savunarak net mesajlar verdi.
Gelecek döneme ait askeri senaryoları açıkça dile getiren Trump, "(İran'ın) Her şeyi gitti; donanmaları gitti, hava kuvvetleri gitti, neredeyse her şey. Şu anda tek soru şu: Gidip bu işi bitirecek miyiz, yoksa bir anlaşma imzalayacaklar mı? Bakalım ne olacak?" şeklinde konuşarak nihai kararın henüz verilmediğini işaret etti.
"Netanyahu ben ne istiyorsam onu yapacak"
ABD Başkanı Donald Trump, mezuniyet törenine katılmak üzere eyalete hareket etmeden önce havalimanında basın mensuplarının sorularını yanıtlamış ve Orta Doğu'daki ittifak dinamiklerine dair de çok konuşulacak bir çıkışa imza atmıştı.
Gazetecilerin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'a yönelik planlanan askeri saldırıları ne kadar süreyle erteleyeceği yönündeki sorusunu yanıtlayan Trump, Washington'ın Tel Aviv üzerindeki mutlak siyasi otoritesini vurguladı. Trump, İsrail Başbakanı'na atıfta bulunarak, "O (Netanyahu), ben onun ne yapmasını istiyorsam onu yapacak" ifadesini kullandı.
Trump'ın bu sözleri, bölgedeki askeri senaryoların ve diplomatik takvimin tamamen Beyaz Saray'ın kontrolünde yürütüldüğü şeklinde yorumlandı.