İstanbul
Parçalı bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Yeni Birlik Gazetesi Dünya Dünya siyasetinin sessiz gücü: Grönland

Dünya siyasetinin sessiz gücü: Grönland

Buzulların altındaki zenginlik, Grönland’ı yalnızca bir ada değil; ABD, Rusya ve Çin arasında yeni bir güç mücadelesinin kilit noktası haline getiriyor. Trump’ın dikkat çeken açıklamalarıyla yeniden gündeme gelen ada, yalnızca coğrafi değil; askeri, ekonomik ve siyasi hesapların merkezinde yer alıyor.

MUHABİR: Yunus Aras

Yunus ARAS

Ortadoğu, Amerika, Asya, Avrupa… Bitmeyen küresel gerilimin en kritik noktalarından birini aslında o kadar da çok tanımıyoruz. Stratejik konum, nadir toprak elementleri ve ekonomik dengeleri sarsacak alanın 56.000 nüfusluk bir bölgeden oluşuyor. İşte bu sırada özellikle Dünya siyaseti geniş bir alana yayıldığında Grönland karşımıza çıkıyor.

Son dönemde gündemi meşgul eden  ABD-Venezuela gerginliğinden sonra olaylar kontrol edilemez bir noktaya geldi. Biraz derine inecek olursak Venezuela Başkanı Nicolas Maduro’nun ülkesinde alıkonularak ABD’ye getirilmesi bahsi geçen konumuzun fitilini ateşlemiş oldu. Donald Trump’a göre uyuşturucu ve düzensiz göçmen sorunları Amerika’yı olumsuz etkiliyor ve bu da söz konusu eylemin gerçekleşmesine zemin hazırlıyor. Farklı bir pencereden bakacak olursak; Venezuela’nın resmi veriler ışığında Dünya’daki petrol rezervinin %17’sine sahip olması ve yer altı zenginlikleri yadsınamaz bir gerçektir.

Küresel sorunların ardından sıklıkla adından söz ettiren Grönland bu sefer daha ciddi biçimde masada. Trump bu durumda artan siyasi gerilimin ciddiyetini umursamaksızın “Ulusal güvenliğimiz açısından Grönland'a ihtiyacımız var.” açıklamalarında bulundu. Amerika cephesinden gelen tehditvari sözlere kayıtsız kalmayan Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen “ ABD'nin Grönland'ı devralmasının gerekliliğini tartışmak kesinlikle hiçbir anlam ifade etmiyor ve tehditlerini durdurmalılar. Çünkü ABD'nin, Danimarka Krallığı Birliği'ni (Rigsfallesskabet) oluşturan iki özerk bölgeden herhangi birini ilhak etme hakkı ve yetkisi yoktur." sözlerini ifade etti.

Peki nedir bu Grönland’ı bu kadar özel kılan?

Grönland öncelikle coğrafi konum olarak Rusya’dan gelecek tehlikeler için ilk temas noktası olarak yer alıyor. Bunun yanı sıra Avrupa ile olan askeri ve ticari geçiş hattında kritik bir rol oynuyor. Küresel ısınmanın beraberinde getirdiği buzulların erime sorunu bu noktada yeni deniz ticareti yollarının açılması kapsamında ibreyi tam tersine çeviriyor.

En önemli noktalardan biri olan yer altı kaynaklarına gelecek olursak; nadir toprak elementi kapsamında sınıflandırılan değerli madenler resmi görmemize büyük olanak sağlıyor.

Nadir Toprak Elementleri Ne İşe Yarıyor?

•  Yarı iletkenler (çipler)

•  Elektrikli araç bataryaları

•  F-35, İHA, radar, lazer sistemleri

•  Rüzgar türbinleri, füze güdüm sistemleri

Tüm bu gerekçeler Grönland’ı vazgeçilmez yapıyor.

Nadir toprak elementi kontrolünün %70’inin Çin’de bulunması göz önüne alındığında ABD’nin bu hamlesi “Çin’e bağımlılığı kıracak tek gerçek alternatif” olarak değerlendiriliyor. Kendisini Grönland’a yakın devlet olarak ilan eden ve maden, liman yatırımları yapmak isteyen Çin, ABD cephesini fazlasıyla rahatsız etmişti. Bu sebeple de Trump yönetimi bu hamleleri bizzat engelledi.

Rusya’nın Grönland’ın bir kolundan tutmuş olması inkar edilemez bir gerçek. Rusların burada 40’dan fazla askeri üs kurması Trump tarafından ciddi bir tehdit olarak görülüyor. Ayrıca Rusya kıyı şeridinin %50’den fazlası Arktik Denizi’nde bulunması bu tehdidin başlıca sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.1867’de Alaska’yı Rus İmparatorluğu’ndan satın alan Amerika, aynı politikasını sürdürerek etrafında tehdit bulundurmak istemiyor.

Arktik Denizi çevresinde boy gösteren devletler güç dengesi için büyük rekabet içinde yer alıyor. Trump yönetiminin Grönland rüyası, küresel çatışmalar sonrasında artçılar halinde kendini gösteriyor. Rusya’nın çevresel kontrol, askeri konuşlanma ve savunma refleksi kapsamında bölgeye olan ilgisi kaçınılmaz. Biraz daha uzağa yani Çin’e gidecek olursak, son yıllarda yaptıkları yatırımlarla ekonomik kapasitesini artırıyor. Grönland’da söz sahibi olmaları durumunda elde edecekleri güç en çok Amerika’yla arasındaki gerginliği tırmandırıyor.

ABD-Rusya-Çin üçgenine bakıldığında belki de gelecek 100 yılını garanti altına almak isteyen bencil ülkeler olduğu gerçeğini görünür kılıyor. Yıllardır süre gelen Grönland tartışması tekrar tekrar karşımıza çıkıyor ve çıkmaya devam edecek.