Dünyanın farklı coğrafyalarında uygulanan bazı kanunlar, turistlerden yerel halka kadar duyan herkesi şaşkınlığa uğratmaya devam ediyor. Toplumsal düzeni sağlamak, çevre temizliğini korumak veya tarihi mirasa sahip çıkmak amacıyla yürürlüğe giren pek çok kural, alışılmışın dışındaki gerekçeleriyle dikkat çekiyor. Bir ülkede günlük hayatın sıradan parçası olan bir eylem, bir başka sınır içinde ağır para cezalarına hatta hapis yaptırımlarına yol açabiliyor.
Çevre temizliğinden kıyafet seçimlerine, tarihi alanların korunmasından gürültü kontrolüne kadar pek çok farklı alanda uygulanan bu kısıtlamalar, ülkelerin kendine özgü kültürlerini ve yönetim anlayışlarını da gözler önüne seriyor. Yasalara uymak zorunda olan ziyaretçilerin ise seyahat etmeden önce bu garip detayları öğrenmesi kritik önem taşıyor. İşte farklı kıtalardan derlenen, duyduğunuzda gözlerinize inanamayacağınız en sıra dışı yasal düzenlemeler.
Dünyanın En Garip Yasaları Arasında Yer Alan Toplumsal Düzen ve Çevre Temizliği Kuralları
Kamusal alanların hijyenini sağlamak ve şehir hayatında huzuru korumak amacıyla getirilen bazı yerel düzenlemeler, sınırları oldukça zorluyor. Bu kuralların başında hiç şüphesiz Singapur’un yıllardır titizlikle uyguladığı sakız kısıtlaması geliyor. Şehirde kamu binalarının, kaldırımların ve toplu taşıma araçlarının temizliğini korumak adına 1992 yılından bu yana sakız ithalatı ve satışı tamamen menedilmiş durumda. Ülkede yalnızca medikal amaçlı ya da reçeteli sakızların kullanımına istisnai olarak izin veriliyor.
Avrupa'nın merkezinde yer alan İsviçre ise yaşam alanlarındaki ses kirliliğine karşı oldukça katı tedbirleriyle tanınıyor. Ülkedeki pek çok apartmanda saat 22.00’den sonra tuvalet sifonu çekmek, komşuluk ilişkilerini korumak ve gürültüyü önlemek adına hoş karşılanmıyor veya bina kurallarıyla kısıtlanıyor. Pazar günleri ise dinlenme günü kabul edildiği için çim biçmek veya çamaşır asmak gibi gürültü çıkarabilecek ev işlerini yapmak yasak kurallar arasında bulunuyor.
İtalya’nın modayla anılan kenti Milano’da ise kökleri geçmişe dayanan ilginç bir yerel kural dikkat çekiyor. Kentte kamusal alanda bulunan kişilerin somurtması resmi olarak yasaklanmış halde. Vatandaşların ve şehri ziyaret edenlerin sokakta güler yüzlü olması beklenirken, sadece cenaze merasimlerine katılanlar ve hastane çalışanları bu yükümlülükten muaf tutuluyor.
Avustralya’nın Victoria eyaletinde uygulanan teknik kısıtlamalar da kamu düzeni anlayışının ne kadar ileri gidebileceğini gösteriyor. Eyalet kanunlarına göre evlerdeki elektrik tesisatına müdahale yetkisi yalnızca lisanslı uzmanlara veriliyor. Bu durum, bireylerin kendi konutlarında basit bir ampulü bile yetki belgesi olmadan değiştirmesini teknik olarak yasa dışı kılıyor.
Ülke Ülke Tarihi ve Kültürel Değerleri Korumak İçin Konulan Şaşırtan Kısıtlamalar
Medeniyetlere ev sahipliği yapmış ülkeler, tarihi eserlerini ve mimari miraslarını korumak adına standartların ötesinde önlemler alma yoluna gidiyor. Yunanistan, antik çağlardan kalan paha biçilemez mermer yapıları ve arkeolojik alanları korumak için ziyaretçilerin giyim kuşamına sınırlama getiriyor. Akropolis gibi binlerce yıllık geçmişe sahip alanlara girişlerde, mermer yüzeylerin aşınmasını ve zarar görmesini engellemek için yüksek topuklu ayakkabı giyilmesine müsaade edilmiyor.
İtalya'nın turizm simgelerinden Venedik'te ise tarihi meydanların dokusunu korumak adına farklı bir yöntem izleniyor. Kentin sembolik noktası olan San Marco Meydanı ve çevresinde güvercin beslemek kanunen yasaklanmış durumda. Kararın arkasında ise kuş dışkılarının tarihi binalarda, heykellerde ve mimari detaylarda meydana getirdiği asidik tahribat ve yüksek restorasyon maliyetleri yatıyor.
Asya’nın köklü kültürlerinden Tayland’da ise devlet sembollerine verilen değer, sert yasal yaptırımlarla korunuyor. Ulusal para birimi Tayland Bahtı üzerinde Kralın resmi yer aldığı için paraya basmak, çiğnemek veya herhangi bir şekilde zarar vermek doğrudan hükümdara saygısızlık sayılıyor. Bu kuralın ihlali, faillerin uzun süreli hapis cezalarıyla karşı karşıya kalmasına neden olabiliyor.
Sıra Dışı Kurallar Arasında Göze Çarpan İlginç Yaşam, Giyim ve Yiyecek Yasakları
Sosyal yaşamı ve günlük alışkanlıkları doğrudan hedef alan bazı kısıtlamalar, uygulandıkları ülkelerin rejimleri ve toplumsal yapıları hakkında önemli ipuçları sunuyor. Kuzey Kore yönetiminin Batı tarzı yaşam biçimine ve kapitalist simgelere karşı yürüttüğü politikalar, vatandaşların giyim tercihlerine kadar yansıyor. Ülkede Batı kültürünü temsil ettiği gerekçesiyle dar kot pantolon (skinny jeans) giyilmesi tamamen engellenmiş vaziyette.
Kuzey Amerika ülkesi Kanada’da ise çocuk sağlığı ve güvenliği odaklı radikal bir karar göze çarpıyor. Bebeklerin kas ile kemik gelişimini olumsuz etkilediği ve ev içi kazalara zemin hazırladığı gerekçesiyle bebek yürüteçlerinin (örümcek) satılması, ithal edilmesi ve kullanılması 2004 yılından bu yana yasa dışı kabul ediliyor.
Güneydoğu Asya coğrafyasında yer alan Tayland, Singapur ve Malezya gibi ülkelerde ise bölgesel meyvelere yönelik sıra dışı bir uygulama göze çarpıyor. "Meyvelerin kralı" olarak adlandırılan ancak son derece yoğun ve baskın bir kokuya sahip olan Durian meyvesi; toplu taşıma araçlarına, otellere, kapalı alışveriş merkezlerine ve havalimanlarına kesinlikle kabul edilmiyor. Yolcuların ve müşterilerin rahatsız olmasını önlemek amacıyla koyulan bu kurala uymayanlara yüksek miktarlarda idari para cezaları kesiliyor.