Geçtiğimiz günlerde ABD Adalet Bakanlığı tarafından Epstein dosyasına ilişkin 3 milyonu aşkın belge yayımlandı. Söz konusu belgelerde dünya çapında tanınan birçok ismin adının geçmesi dikkat çekti. Ancak kamuoyuna açıklanan dosyalarda bazı evrakların eksik olduğu iddiaları gündeme geldi.
Özellikle Epstein’in eski kız arkadaşı ve suç ortağı olarak yargılanan Ghislaine Maxwell’in davasına ait bazı kayıtların arşivde bulunmadığı öne sürüldü. Bunun üzerine gözler yeniden Adalet Bakanlığı’na çevrildi.
ABD Adalet Bakanlığı: Belgeler İnceleniyor
ABD merkezli X platformu üzerinden yapılan resmi açıklamada, kayıp olduğu iddia edilen belgelerin inceleme altına alındığı belirtildi. Açıklamada, kamuoyunda gündeme getirilen tüm dosyaların titizlikle değerlendirildiği ifade edildi.
Bakanlık, herhangi bir belgenin uygunsuz şekilde gizlendiğinin tespit edilmesi ve yayımlanmasının yasal çerçevede mümkün olması halinde kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi. Yetkililer, sürecin şeffaflık ilkesi doğrultusunda yürütüldüğünü vurguladı.
Maxwell Davasında 90’dan Fazla FBI Kaydı Eksik mi?
CNN’de yer alan habere göre, Ghislaine Maxwell’in savunma ekibine sunulan kanıt listesinde yaklaşık 325 tanık mülakatı bulunuyor. Ancak bu kayıtlardan 90’dan fazlasının, Adalet Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımladığı dijital arşivde yer almadığı iddia edildi.
Haberde, eksik olduğu belirtilen kayıtlar arasında Epstein tarafından çocuk yaşta istismara uğradığını söyleyen bir mağdurun FBI’a verdiği ifadenin de bulunduğu ileri sürüldü. Aynı mağdurun, ABD Başkanı Donald Trump’ı da cinsel istismarla suçladığı öne sürüldü.
Bu iddialar, dosyaların eksiksiz şekilde yayımlanıp yayımlanmadığına ilişkin tartışmaları daha da alevlendirdi.
“Hiçbir Belge Silinmedi” Açıklaması
Adalet Bakanlığı sözcüsü ise Epstein dosyalarındaki belgelerin silindiği yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Sözcü, kapsam dahilindeki tüm belgelerin yayımlandığını ve herhangi bir silme işleminin söz konusu olmadığını belirtti.
Bakanlık yetkilileri, arşiv sürecinin teknik ve hukuki prosedürlere uygun şekilde yürütüldüğünü savundu. Buna rağmen kamuoyundaki soru işaretleri henüz tamamen giderilmiş değil.
Jeffrey Epstein Skandalı Nedir?
Jeffrey Epstein, 18 yaş altındaki çok sayıda kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı kurmak suçlamalarıyla yargılanıyordu. Milyarder iş insanı, 10 Ağustos 2019’da New York Manhattan Metropolitan Cezaevi’ndeki hücresinde ölü bulundu.
Yetkililer Epstein’in intihar ettiğini açıklasa da olay uzun süre tartışma konusu oldu. Kamuoyunda, Epstein’in güçlü bağlantıları nedeniyle susturulduğu yönünde çeşitli komplo teorileri ortaya atıldı.
Epstein Dosyalarında Hangi İsimler Yer Aldı?
Açıklanan dava dosyalarında çok sayıda ünlü ve siyasetçinin ismi geçti. Belgelerde adı geçen kişiler arasında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, hukukçu Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi isimler bulunuyor.
Yetkililer, isimlerin dosyalarda yer almasının otomatik olarak suç isnadı anlamına gelmediğini vurguluyor.
FBI: “Müşteri Listesi Kanıtı Bulunamadı”
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Adalet Bakanlığı ile yürüttüğü inceleme sonucunda Epstein’in elinde ünlü isimlerden oluşan gizli bir “müşteri listesi” bulunduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını açıkladı.
FBI ayrıca, Epstein’in hükümet yetkilileri, iş insanları ve ünlüleri korumak amacıyla öldürüldüğü yönündeki iddiaları destekleyen somut bir delil bulunmadığını bildirdi. Resmi sonuç, Epstein’in cezaevinde intihar ettiği yönünde oldu.
Kamuoyunda Şeffaflık Tartışması
Yayımlanan 3 milyondan fazla belgeye rağmen eksik dosya iddialarının gündeme gelmesi, ABD’de şeffaflık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özellikle Maxwell davasına ilişkin FBI kayıtlarının tamamının erişime açılıp açılmadığı konusu netlik kazanmış değil.
Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü incelemenin sonucunda yeni belgelerin yayımlanıp yayımlanmayacağı merak konusu. Epstein skandalı, aradan geçen yıllara rağmen hem ABD’de hem de uluslararası kamuoyunda gündemdeki yerini koruyor.