Jeffrey Epstein skandalı, her geçen gün yeni belgeler ve iddialarla dünya gündemini sarsmaya devam ediyor. Son olarak Epstein dosyalarında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun adının geçtiği bir e-posta ve buna eşlik eden fotoğrafa uygulanan tam sansür, uluslararası kamuoyunda tartışma yarattı. Sosyal medyada “koruma kıyağı” olarak yorumlanan bu sansür, dosyaların siyasi dengeleri nasıl etkilediği sorusunu da beraberinde getirdi. Peki Epstein dosyasında Netanyahu’ya gerçekten sansür mü uygulandı ve bu gizlemenin arkasında ne var?
Epstein dosyasında Netanyahu’ya sansür iddiası nasıl ortaya çıktı?
Epstein dosyalarında yer alan yeni belgeler arasında, “Netanyahu ile görüşmeden fotoğraf” başlıklı bir e-posta dikkat çekti. Söz konusu belgede, Jeffrey Epstein ile Netanyahu’nun aynı karede yer aldığı iddia edilen bir fotoğrafa atıf yapıldı. Ancak fotoğrafın kamuoyuna sunulan versiyonunda görüntünün tamamen sansürlenmiş olması, tartışmaların fitilini ateşledi.
Belgenin içeriğinde fotoğrafın varlığı açıkça belirtilirken, görselin neden tamamen karartıldığına dair herhangi bir açıklama yapılmaması tepkilere yol açtı. Sosyal medya kullanıcıları ve bazı gazeteciler, bu durumun sıradan bir gizleme değil, bilinçli bir sansür olduğunu savundu.
Tam sansür neden “koruma zırhı” olarak yorumlandı?
Epstein dosyaları daha önce yayımlanan bölümlerde pek çok siyasetçi, iş insanı ve ünlü ismin adını açık şekilde gündeme taşımıştı. Bu nedenle Netanyahu’nun adının geçtiği belgede fotoğrafın tamamen gizlenmesi, “çifte standart” eleştirilerini beraberinde getirdi.
Kamuoyunda, “Eğer belgeler şeffaflık amacıyla yayımlanıyorsa, neden bu fotoğraf tamamen sansürleniyor?” sorusu sıkça dile getirildi. Birçok yorumcu, bu durumu Netanyahu için oluşturulmuş bir “koruma zırhı” olarak nitelendirdi.
Sosyal medyada sansür tepkisi büyüyor
Belgelerin ortaya çıkmasının ardından özellikle X platformunda “Sansürü kaldırın” çağrıları kısa sürede gündem oldu. Kullanıcılar, Epstein dosyalarının seçici şekilde yayımlanmasının güvenilirliği zedelediğini savundu.
Bazı paylaşımlarda, fotoğrafın gizlenmesinin siyasi baskı ya da diplomatik hassasiyetlerle bağlantılı olabileceği iddia edildi. Tepkilerin büyümesiyle birlikte, dosyaları yayımlayan çevrelerden açıklama beklenmeye başlandı.
Netanyahu daha önce Epstein iddialarına ne demişti?
Benjamin Netanyahu, geçmişte Jeffrey Epstein’in İsrail adına çalıştığı yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetmişti. Netanyahu, Epstein’in İsrail devleti veya istihbaratıyla herhangi bir resmi bağının olmadığını savunmuştu.
ABD merkezli X platformunda yaptığı bir paylaşımda ise dikkatleri eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Epstein arasındaki ilişkiye çekmişti. Netanyahu, Barak’ın Epstein ile olan yakın temaslarının, Epstein’in İsrail adına çalıştığı anlamına gelmediğini ifade etmişti.
Ehud Barak suçlamaları yeniden gündemde
Epstein dosyalarındaki yeni tartışmalarla birlikte Ehud Barak ismi de yeniden gündeme geldi. Netanyahu, Barak’ı yaklaşık 20 yıl önce yaşadığı seçim yenilgisinin ardından İsrail demokrasisini baltalamaya yönelik faaliyetlerde bulunmakla suçlamıştı.
Netanyahu’ya göre Barak, yıllardır mevcut hükümeti zayıflatmak için çeşitli girişimlerde bulunuyor. Epstein dosyalarındaki belgelerin yeniden dolaşıma girmesi, bu eski siyasi gerilimi de tekrar kamuoyunun önüne taşıdı.
Epstein dosyaları neden hâlâ gündemden düşmüyor?
Jeffrey Epstein dosyaları, ortaya atılan ağır suçlamalar ve bağlantı iddiaları nedeniyle uzun süredir dünya gündeminde yer alıyor. Dosyalarda geçen isimlerin büyük bölümünün küresel ölçekte etkili figürler olması, her yeni belgenin büyük yankı uyandırmasına neden oluyor.
Uzmanlara göre dosyaların parça parça yayımlanması ve bazı bilgilerin sansürlenmesi, tartışmaları daha da derinleştiriyor. Şeffaflık beklentisi yükseldikçe, her gizleme kararı yeni soru işaretleri doğuruyor.
Fotoğrafa uygulanan sansür ne anlama geliyor?
Netanyahu’nun adının geçtiği belgede fotoğrafın tamamen sansürlenmesi, dosyaların hangi kriterlere göre yayımlandığı sorusunu gündeme taşıdı. Bazı hukukçular, bu tür sansürlerin hukuki riskler veya kişisel haklar gerekçesiyle yapılabileceğini savunuyor.
Ancak eleştirenler, Epstein dosyalarında bugüne kadar benzer gerekçelerin birçok isim için uygulanmadığını hatırlatıyor. Bu nedenle Netanyahu’ya yönelik sansürün istisnai bir durum olduğu öne sürülüyor.