İsrail hükümeti, Dışişleri Bakanı Gideon Saar tarafından kabineye sunulan tasarıyla 1915 olaylarını oy birliğiyle “soykırım” olarak tanıma kararı aldı. Yürürlüğe girmesi için İsrail parlamentosunun (Knesset) onayını bekleyen bu hamle, küresel diplomaside yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
İsrail Dışişleri Bakanlığı adımı “tarihi” olarak nitelendirirken, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’dan ezber bozan ve İsrail'in hamlesini boşa çıkaran bir çıkış geldi. Paşinyan, 1915 olaylarının devletler arasında bir diplomatik silah haline getirilmesine yönelik meselelere dahil olmayacaklarını belirterek, İsrail'in kararına herhangi bir yanıt verme gereği duymadıklarını açıkladı.
Ermenistan Başbakanı, bu tür dış politik adımların Ermenistan’ın milli çıkarlarına ve bölgedeki stratejik hedeflerine katkı sağlamadığını, aksine süreçleri manipüle etmeye yönelik olduğunu vurguladı. Paşinyan’ın bu temkinli duruşu, Ermenistan'ın son dönemde komşularıyla yürütmeye çalıştığı normalleşme adımları ve bölgesel barış arayışları çerçevesinde tarihi meselelerin üçüncü ülkelerce siyasi menfaat aracı olarak kullanılmasının önüne geçme iradesi olarak değerlendirildi.
Türkiye ve Azerbaycan'dan kötü niyetli adıma ortak tepki
İsrail yönetiminin parlamentonun onayına sunduğu bu hamleye Ankara ve Bakü hatlarından çok sert tepkiler gecikmedi. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Benjamin Netanyahu hükümetinin Gazze’deki insanlık dışı eylemleri ve katliamları nedeniyle uluslararası mahkemelerde zaten soykırım suçlamalarıyla karşı karşıya olduğu hatırlatıldı.
Bakanlık, hukuki ve tarihi gerçekleri tamamen yok sayan bu kararın, İsrail'in üzerindeki küresel baskıyı ve dikkatleri başka yöne çekmek amacıyla kurgulanmış "kötü niyetli bir girişim" ve diplomatik bir çaresizlik olduğunu ilan etti. Türkiye'nin, Filistin halkına karşı işlenen suçların hukuk önünde hesabının sorulması için uluslararası arenada kararlılıkla çalışmaya devam edeceği vurgulandı.
Güney Kafkasya'daki kalıcı istikrarı savunan Azerbaycan da müttefiki Türkiye'ye tam destek vererek İsrail'e karşı cephe aldı. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan resmi bildiride, İsrail kabinesinin aldığı kararın tarihi gerçekleri tamamen çarpıttığı net bir dille ifade edildi. Kararın bölgede uzun süredir inşa edilmeye çalışılan kalıcı barış, istikrar ve uzlaşma çabalarına doğrudan büyük zarar verdiğini belirten Azerbaycan diplomasisi, İsrail hükümetine bu asılsız kararı derhal yeniden gözden geçirmesi noktasında resmi çağrıda bulundu.
Uluslararası hukukta egemenlik ve tanıma kriterleri
Uluslararası hukuk normlarına göre, tarihi olayların siyasi kurumlar veya parlamentolar tarafından "soykırım" olarak nitelendirilmesi yasal bir bağlayıcılık taşımamaktadır. 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi uyarınca, bir eylemin soykırım olarak tanımlanabilmesi için yalnızca yetkili ceza mahkemelerinin bağlayıcı bir hüküm kurması şart koşuluyor.
Diplomatik kaynaklar, İsrail'in kendi bölgesindeki askeri operasyonlar nedeniyle sıkıştığı uluslararası ceza hukuku kıskacından sıyrılabilmek adına bu tür tarihsel polemikleri canlandırmaya çalıştığını belirtiyor. Paşinyan'ın kararlı bir şekilde bu oyuna dahil olmayacağını açıklaması, bölgedeki jeopolitik dengelerin dışarıdan müdahalelerle manipüle edilmesini zorlaştırırken, Türkiye ve Azerbaycan'ın ortak diplomatik refleksleri de Kafkasya'daki normalleşme sürecinin korunması adına güçlü bir bariyer oluşturuyor.