Yeni Birlik Dünya Fed faiz artıracak mı, yıl sonu faiz beklentisi ne kadar, ABD enflasyon riskleri için ne mesaj verdi?

Fed faiz artıracak mı, yıl sonu faiz beklentisi ne kadar, ABD enflasyon riskleri için ne mesaj verdi?

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 15-16 Eylül toplantısına ilişkin yayımlanan FOMC tutanakları, yetkililerin büyük bir kısmının yıl sonuna kadar politika faizinde bir artışa daha gidilmesini uygun gördüğünü ortaya koydu. Enflasyon risklerinin yukarı yönlü seyrettiği vurgulandı.

ABD Merkez Bankası (Fed), merakla beklenen 15-16 Eylül tarihli Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanaklarını kamuoyuyla paylaştı. Politika faizinin oy birliğiyle 25 baz puan artırılarak yüzde 3,75 - 4,00 aralığına çekildiği Eylül toplantısının detayları, faiz patikasında şahin duruşun devam edebileceğine işaret etti.

Tutanaklardan çıkan mesaj: Yıl sonuna kadar bir faiz artışı daha olası

Yayımlanan metinde, Komite yetkililerinin çoğunluğunun mevcut para politikası görünümüne dair değerlendirmeleri yer aldı. Katılımcıların büyük bir bölümü, enflasyonu yeniden yüzde 2'lik hedefe düşürme mücadelesi kapsamında yıl sonuna kadar federal fonlama faiz oranında bir faiz artışının daha yapılmasının muhtemelen uygun olacağı görüşünü paylaştı.

Yapay zeka yatırımları ve enflasyon baskısı uyarısı

Toplantı tutanaklarında, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklerin geçerliliğini koruduğu ve son aylarda bu risklerin artış gösterdiği belirtildi. Bazı Fed yetkilileri, özellikle yapay zeka altyapısına yönelik devasa yatırımların hızı ve ölçeğine dikkat çekerek, bu durumun orta vadede toplam talebi toplam arzın üzerine çıkarabileceği ve fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu.

İş gücü piyasası dengede, finansal koşullar büyümeyi destekliyor

Tutanaklarda öne çıkan diğer kritik başlıklar ise şöyle sıralandı:

Maksimum İstihdam: İş gücü piyasası koşullarının istikrarlı ve tam istihdama yakın seyrettiği, istihdama ilişkin risklerin büyük ölçüde dengelendiği aktarıldı.

Finansal Koşullar: Uzun vadeli hazine tahvili getirilerindeki yükselişlere rağmen, borsa performansları ve daralan risk primleri sayesinde finansal koşulların ekonomik büyümeyi destekleyici nitelikte kaldığı kaydedildi.