İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Siyaset BiIimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Fadi Zatari, İsrail-Filistin geriliminin küresel boyutlarını ve sahada değişen işgal stratejilerini değerlendirdi. İstanbul'da düzenlenen "Cut to the Chase: Sınırları Aşan Hakikat" başlıklı uluslararası gençlik zirvesinde konuşan Zatari, dünya kamuoyunun dikkati Gazze'ye çevrilmişken, Batı Şeria'da çok daha farklı ve sinsi bir tasfiye planının devreye sokulduğunu ileri sürdü.
Şehirlerin Bağlantısı Koptu: 1000'den Fazla Kontrol Noktası
Batı Şeria'nın tarihsel süreçte Filistin davasının kalbi olduğunu hatırlatan Dr. Zatari, son yıllarda bölgedeki yerleşim faaliyetlerinin ve toprak gasplarının eşi görülmemiş bir düzeye ulaştığını belirtti. İşgal ordusunun bölgeyi adeta açık hava hapishanesine çevirdiğini vurgulayan akademisyen, güncel verilere göre Batı Şeria genelinde 1000'i aşkın askeri kontrol noktasının bulunduğunu aktardı.
Coğrafi bütünlüğün tamamen yok edildiğini ifade eden Zatari, durumu şu sözlerle özetledi:
"Batı Şeria'da şu an birbiriyle doğrudan bağlantısı olan tek bir şehir bile kalmadı. Coğrafya tamamen fragmanlara ayrılmış durumda. En büyük yerleşim merkezi olan El Halil bile kendi içinde 4-5 farklı parçaya bölünmüş vaziyette. Filistinliler, İsrail'in güvenlik noktalarından ve silahlı yerleşimcilerin bölgelerinden geçmeden kendi topraklarında bir yerden bir yere seyahat edemiyor."
"Askeri Bombardıman Değil, Yumuşak Tehcir Politikası"
Gelecek döneme dair Batı Şeria özelinde karamsar bir tablonun yaklaştığı uyarısında bulunan Zatari, İsrail'in buradaki stratejisinin Gazze'deki kitlesel yıkımlardan yöntem olarak ayrıştığını, ancak sonuçları itibarıyla aynı kapıya çıktığını savundu.
Geleneksel askeri yöntemler yerine sosyo-ekonomik bir çökertme politikasının izlendiğine işaret eden Zatari, "Batı Şeria'daki Filistinlileri doğrudan bombalayarak değil; kasıtlı olarak yükseltilen vergiler, kronik işsizlik ve günlük yaşamı çekilmez kılan seyahat engelleri gibi 'yumuşak' görünen ama öldürücü yöntemlerle göçe zorlayacaklar. İnsanları topraksız ve işsiz bırakarak sınırların ötesine gitmekten başka çare bırakmamayı hedefliyorlar" dedi. Siyonist hareketin ideolojik olarak sınır tanımayan bir genişleme vizyonuna sahip olduğunu belirten Zatari, "Büyük İsrail" ideali doğrultusunda hareket eden bu yapının anayasal bir sınır çizmekten kaçındığını da sözlerine ekledi.
Avrupa'da Dengeler Değişiyor: 55 Binden Fazla Gösteri
7 Ekim 2023 sonrası süreçte Filistin davasının uluslararası arenada hiç olmadığı kadar evrensel bir kimlik kazandığına değinen akademisyen, özellikle Batı dünyasındaki toplumsal algının kırılma yaşadığını ifade etti. Geçtiğimiz yıl sadece Avrupa genelinde Filistin'e destek amaçlı 55 binden fazla kitlesel eylem düzenlendiğine dikkat çeken Zatari, buna karşın İsrail yanlısı duruşun sokakta taban bulmakta zorlandığını, bunun siyonizmin tarihsel lojistik üssü olan Avrupa için radikal bir dönüşüm anlamına geldiğini belirtti.
"Filistin Ulusal Bir Toprak Değil, Evrensel Bir Adalet Meselesidir"
Zirveye katılan genç kuşaklara meseleyi doğru okuma çağrısında bulunan Dr. Fadi Zatari, Filistin'i sadece o bölgede yaşayan insanların ulusal bir toprak mücadelesi olarak görmenin tarihi bir yanılgı olacağını vurguladı.
Kudüs ve çevresinin tüm İslam dünyasının ortak mirası ve kırmızı çizgisi olduğunu hatırlatan Zatari, konuşmasını şu çarpıcı analizle tamamladı:
"Bu topraklar sadece Filistinlilere ait değil, Müslüman ümmetinin her bir ferdinin ortak davasıdır. Dolayısıyla bu yerel veya sadece Arap dünyasını ilgilendiren bir konu değildir. Bizim için ifade ettiği anlam neyse, Türkiye'deki bir insan için de odur. Kudüs'ün güvenliğini ve istikrarını; Ankara'nın, Mardin'in ya da Türkiye'nin herhangi bir şehrinin iç güvenlik meselesi gibi stratejik ve hayati görmek zorundayız. Siyonizm küresel şebekelerden beslenen evrensel bir sömürge projesidir; ona karşı yürütülecek mücadele de ancak küresel bir adalet ve barış vizyonuyla başarıya ulaşabilir."