Yeni Birlik Gazetesi Dünya Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'dan AB için 40 üyeli genişleme çağrısı

Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'dan AB için 40 üyeli genişleme çağrısı

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, AB'nin üye sayısını Kanada ve Türkiye dahil 40'a çıkarması gerektiğini belirterek, "Güvenlik açısından Türkiye'yi yakın tutmalıyız" dedi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, başkent Helsinki'de düzenlenen Eurelectric Güç Zirvesi'nde Avrupa Birliği'nin (AB) geleceğine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. 

Mevcut 27 üyeli yapının küresel ölçekte jeopolitik etkisini artırabilmesi için daha büyük düşünmesi gerektiğini savunan Stubb, birliğin üye sayısını 40 ülkeye çıkarması yönünde radikal bir çağrı yaptı. Genişleme politikasını "Avrupa'nın en iyi politikası" olarak nitelendiren Stubb; İngiltere, Kanada, Türkiye, Norveç ve İzlanda'nın potansiyel adaylar arasında konumlandırılması gerektiğini vurguladı.

Stubb, özellikle Donald Trump yönetimi altındaki ABD'nin dış politika yaklaşımları ve Rusya-Ukrayna savaşıyla yeniden şekillendirdiği küresel güvenlik dengelerine işaret etti. 

Genişleme konusunda fırsat penceresinin oldukça kısa olduğuna dikkat çeken Finlandiya Cumhurbaşkanı, Ukrayna'daki savaşın sona ermesi ya da küresel yönetim değişiklikleri durumunda Avrupa'daki bu genişleme motivasyonunun zayıflayabileceğini ifade etti. 

AB'nin küresel bir güç odağı kalabilmesi adına coğrafi sınırlarını esnetmesi gerektiğini belirten Stubb, "Kanada'nın ABD'nin 51. eyaleti olmak yerine AB'nin bir parçası olması çok daha güzel olurdu" şeklinde esprili bir yaklaşım sergiledi.

Güvenlik mimarisinde Türkiye'nin stratejik önemi

Konuşmasında Türkiye'nin jeopolitik konumuna özel bir parantez açan Alexander Stubb, uluslararası kamuoyunda son dönemde Türkiye'nin AB üyelik sürecinin geri planda kaldığını hatırlattı. Batı Balkanlar, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın üyelik süreçlerinde katettiği ilerlemeye değinen Stubb, "Türkiye'yi de ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor. Artık kimse Türkiye'den bahsetmiyor. Güvenlik açısından Türkiye'nin olabildiğince yakın olması gerektiğini anlamamız önemli" ifadelerini kullandı. Türkiye, 1999 yılında resmi olarak AB adaylık statüsü kazanmış ve bu süreç Avrupa tarihinin en uzun soluklu adaylık geçmişlerinden birini oluşturmuştur.

Stubb, Avrupa entegrasyonunun başarısı için sadece tam üyelik formüllerine bağlı kalınmaması gerektiğini, Avrupa dışı ülkeleri bile kapsayabilecek esnek üyelik modellerinin ve alternatif ortaklık yapılarının hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor. 

Bu kapsamda geçmişte AB üyeliğini iki kez halk oylamasıyla reddeden Norveç ile yeni bir referanduma hazırlanan İzlanda gibi ülkelerin de Brüksel ile ilişkilerini yeniden gözden geçirdiği bir dönemde, AB'nin stratejik özerkliğini korumasının tek yolunun bu genişleme hamlesi olduğu ifade ediliyor.