Fransız kamuoyunu sarsan bir değerlendirme, Paris merkezli Le Point dergisinden geldi. Dergi, Cezayir Parlamentosu’nun Fransız sömürgeciliğini “devlet suçu” sayan yasasını yalnızca tarihsel bir yüzleşme olarak değil, jeopolitik dengeleri etkileyen bir kırılma olarak okudu.
Le Point’e göre bu tabloda kazanan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye olurken, Emmanuel Macron yönetimindeki Fransa süreci izlemekle yetindi.
Cezayir’den tarihi oylama
Cezayir Parlamentosu, 24 Aralık 2025’te 1830–1962 dönemini kapsayan Fransız sömürgeciliğini “devlet suçu” olarak tanımlayan yasayı oybirliğiyle kabul etti. Metin; resmi özür, tazminat ve yağmalanan kültürel varlıkların iadesi taleplerini içeriyor.
Yasa ayrıca, sömürgeciliği öven yazı ve yayınlar için ağır yaptırımlar öngörüyor. Fransız basını, bunun hukuki bağlayıcılıktan çok sembolik gücü yüksek bir adım olduğunda birleşiyor.
“Bu bir hafıza yasası değil”
Le Point, kararın arkasında sert bir nüfuz mücadelesi bulunduğunu savunuyor. Analizde, Türkiye ile Fransa arasında özellikle Mağrip’te süren rekabetin altı çiziliyor. Dergiye göre Ankara, uzun süredir bölgede artan etkisini bu dosyada görünür kıldı.
Erdoğan faktörü öne çıkıyor
Fransız yorumlara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2011’den bu yana Cezayir’in sömürge geçmişini uluslararası platformlarda gündemde tutuyor. Bu çizgi, Fransa’nın Türkiye’ye yönelttiği tarih temelli baskılara karşı bir denge arayışı olarak değerlendiriliyor.
Le Point, bu yaklaşımın Paris’in manevra alanını daralttığını ve Türkiye’nin Mağrip’te sembolik bir üstünlük kazandığını yazdı.
Mağrip’te Türkiye hamlesi
Dergi, Türkiye’nin Cezayir’le son yıllarda kurduğu ekonomik ve siyasi bağları da mercek altına aldı. Hidrokarbon dışı sektörlerde artan yatırımlar, altyapı projeleri ve kültürel iş birlikleriyle Ankara’nın sahadaki varlığını güçlendirdiği vurgulandı.
Bu tablo, Fransa’nın tarihsel nüfuz alanında boşluklar oluştuğu yorumlarını beraberinde getirdi.
Paris için sembolik darbe
Le Point’e göre yasa, Fransa açısından hukuki sonuçlar doğurmasa bile siyasi ve toplumsal etkisi güçlü. Paris’in hem Cezayir’de hem de Avrupa’daki Müslüman topluluklar nezdinde itibar kaybı yaşadığına dikkat çekiliyor.
Türkiye’nin bu süreçte “sömürgecilik mağdurlarının sesi” rolünü üstlendiği değerlendirmesi öne çıkıyor.
Denge değişiyor
Analizde, Fransa’nın bir yanda Cezayir’in sert talepleri, diğer yanda Türkiye’nin artan etkisi arasında sıkıştığı ifade ediliyor. Avrupa ve Afrika’da hızlanan güç kaymalarında Türkiye’nin belirleyici aktörlerden biri haline geldiği vurgulanıyor.
Kısa vadede diplomatik tansiyonun düşmesi beklenmese de, Le Point’e göre bu gelişme Ankara açısından stratejik bir kazanım olarak kayda geçti.