ABD merkezli savunma sanayi devi Lockheed Martin, hava ve füze savunma alanında kritik bir adım attı. Şirket, ABD Savunma Bakanlığı ile imzaladığı yeni çerçeve anlaşmayla, THAAD önleyici füzelerinin üretim kapasitesini büyük ölçüde artırmaya hazırlanıyor. Planlanan düzenleme kapsamında yıllık üretim miktarının mevcut seviyenin birkaç katına çıkarılması hedefleniyor.
Bu hamle, daha önce PAC-3 Missile Segment Enhancement füzeleri için başlatılan üretim hızlandırma sürecinin ardından geldi. Lockheed Martin, her iki programın da ABD’nin katmanlı füze savunma mimarisini güçlendirmeye yönelik uzun vadeli stratejinin bir parçası olduğunu vurguluyor.
Şirketten yapılan bilgilendirmeye göre yeni anlaşma, önümüzdeki yedi yıllık dönemde THAAD üretiminin kademeli olarak yükseltilmesini öngören bir yol haritasını kapsıyor. Sürecin, 2026 mali yılı için Kongre tarafından onaylanacak bütçe ve ek finansman kaynakları doğrultusunda imzalanması beklenen ilk uygulama sözleşmesiyle başlaması planlanıyor.

Camden’de Yeni Füze Üretim Tesisi
Üretim kapasitesindeki artışı desteklemek amacıyla Lockheed Martin, ABD’nin Arkansas eyaletinde yeni bir üretim ve hızlandırma tesisi kuracağını duyurdu. Camden kentinde hayata geçirilecek bu merkezde; robotik sistemler, dijital üretim teknolojileri ve ileri imalat yöntemleri kullanılarak THAAD, PAC-3 ve benzeri mühimmatların üretimine katkı sağlanması amaçlanıyor.
7 milar doların üzerinde savunmaya yatırım
Şirket, son yıllarda savunma sanayi altyapısını genişletmeye yönelik yatırımlarını da hızlandırmış durumda. Açıklanan verilere göre, Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminden bu yana öncelikli savunma sistemleri için toplamda 7 milyar doların üzerinde yatırım yapıldı. Bu tutarın yaklaşık 2 milyar dolarlık kısmı doğrudan mühimmat üretim kapasitesinin artırılmasına ayrıldı.
Lockheed Martin ayrıca önümüzdeki üç yıl içinde ABD genelinde 20’den fazla tesisin genişletilmesi ve modernize edilmesi için yeni ve çok milyar dolarlık yatırımlar planlandığını açıkladı. Bu adımların, hem ABD ordusunun artan taleplerine yanıt vermesi hem de küresel güvenlik ortamında savunma üretim hızını sürdürülebilir şekilde artırması hedefleniyor.