Yeni Birlik Dünya Gazze'de bitmeyen bekleyiş: Binlerce kayıp yakını ölü ya da diri bir haber arıyor

Gazze'de bitmeyen bekleyiş: Binlerce kayıp yakını ölü ya da diri bir haber arıyor

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları üçüncü yılını geride bırakırken, sevdiklerinden zorla koparılan binlerce Filistinlinin ailesi arafta yaşamaya devam ediyor. Ne yas tutabilen ne de umutlarını kesebilen aileler, yıllardır evlatlarının ölü mü yoksa diri mi olduğuna dair bir haber bekliyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü ve üçüncü yılına giren yıkıcı saldırılar, arkasında yalnızca enkaz yığınları değil, derin ve kapanmaz psikolojik yaralar da bıraktı. Bölgede on binlerce insan hayatını kaybederken, geride kalan ailelerin en büyük sınavı ise "belirsizlik" oldu. Sevdikleri zorla kaybedilen ve onlardan yıllardır hiçbir haber alamayan binlerce Gazzeli aile, bitmek bilmeyen kronik bir yas sürecinin içine hapsolmuş durumda.

İstatistiklerin ötesindeki yıkım: 3 bin kişi kayıp

Resmi verilere göre, İsrail saldırılarında bugüne kadar 74 bin 200'ü aşkın Filistinli yaşamını yitirdi, 8 binden fazla kişinin bedeninin ise hala yıkılan binaların enkazı altında olduğu tahmin ediliyor. Ancak bu karanlık tablonun bir de görünmeyen yüzü var: "Zorla kaybedilenler."

Filistinli Kayıplar ve Zorla Kaybedilenler Merkezi'nin raporlarına göre, doğrudan enkaz altında kalanların haricinde, akıbeti tamamen meçhul olan 2 bin 500 ila 3 bin arasında Filistinli bulunuyor. Yaşayıp yaşamadıkları dahi bilinmeyen bu insanların aileleri, "Belki bir gün döner" umudu ile "En azından bir mezarı olsun" kabullenişi arasında sıkışıp kalmış durumda. Ölüm haberi kesinleşmediği için yasını tutamayan aileler, her yeni güne cevapsız sorularla uyanıyor.

"Keşke bir videosu olsaydı, sesini duyardım"

Bu acı bekleyişin sembollerinden biri, 31 Ocak 2024'ten bu yana oğlu Mahir Şahin'den haber alamayan anne Huda el-Bıreym. Han Yunus'ta sığındıkları bir okulda yaşam mücadelesi veren anne Huda'nın elinde, oğlundan geriye yalnızca birkaç solmuş fotoğraf karesi kalmış.

Geçimini hurdacılıkla sağlayan Mahir, ailesi Refah'a göç ettikten sonra Han Yunus'a dönmüş ve o günden sonra adeta sırra kadem basmış. Oğlunun sesine hasret kalan acılı anne, "Sadece fotoğrafları var. Keşke bir videosunu çekseydim, hiç değilse şimdi sesini açıp duyardım" sözleriyle yaşadığı çaresizliği dile getiriyor. Kaybolduğu ilk günlerde bir hafta boyunca tüm morgları ve sivil savunma merkezlerini dolaştığını anlatan anne, oğlunun eşeğini bulduklarını ancak Mahir'e dair hiçbir ize rastlamadıklarını belirtiyor. "Bugün gelir, yarın gelir" diyerek geçen 977 günün ardından Huda el-Bıreym'in tek bir talebi var: "Yaşıyor mu, öldü mü? Yerde mi, gökte mi bilmek istiyorum. Beklemekten yoruldum."

Üniversite sıralarından belirsizliğe

Bir diğer yürek burkan hikaye ise Han Yunus'un batısındaki Şarkiyye bölgesinde yaşanıyor. Fatıma Neccar, yaklaşık 1000 gündür kendisinden 14 yaş küçük kardeşi Muhammed'i arıyor.

25 Aralık 2023 tarihinde, henüz 20 yaşındayken kaybolan Muhammed; liseyi yeni bitirmiş ve üniversiteye kayıt yaptırma heyecanı yaşayan genç bir öğrenciydi. Doğumunu sabırsızlıkla beklediği yeğenine kıyafetler alan ve "O benim de kız kardeşim gibi olacak" diyen Muhammed, bebeğin dünyaya gelişini göremeden ortadan kayboldu. Kardeşini kendi çocuğu gibi büyüttüğünü söyleyen abla Fatıma, yıllardır serbest bırakılan esirlere ve uluslararası kurumlara kardeşinin akıbetini soruyor.

"Savaşın getirdiği yıkım ve acı her geçen dakika artıyor, üzerimizdeki psikolojik baskı dayanılmaz boyutlara ulaştı" diyen Fatıma, kardeşi Muhammed'in şehit mi düştüğünü yoksa İsrail hapishanelerinde esir mi tutulduğunu bilmeden, çaresizce bir haber beklemeye devam ediyor.