Yeni Birlik Gazetesi Dünya Gazze’de mucizenin adı Hamade: Taziye çadırı kurulan genç 1 yıl sonra evine döndü!

Gazze’de mucizenin adı Hamade: Taziye çadırı kurulan genç 1 yıl sonra evine döndü!

Gazze Şeridi’nde yardım kuyruğundaki İsrail saldırısında öldüğü sanılan ve adına taziye çadırı kurulan 22 yaşındaki Hamade el-Benna, koma ve hücre hapsiyle geçen bir yılın ardından ailesine sağ salim kavuştu.

Gazze Şeridi’nde bir yılı aşkın süredir devam eden insani dram, zaman zaman kelimelerin sınırlarını zorlayan mucizevi hikayelere sahne oluyor. Bu hikayelerin en sarsıcılarından biri, ailesinin öldüğünü sanarak arkasından gözyaşı döktüğü, adına taziye çadırları kurup dualar ettiği 22 yaşındaki Hamade el-Benna’nın tam bir yıl sonra evine geri dönmesi oldu. Kıtlığın, acının ve belirsizliğin gölgesindeki Gazze'nin kuzeyinde başlayan bu hikaye, komadan tek kişilik hücrelere uzanan bir hayatta kalma mücadelesinin resmi.

Yardım Kuyruğunda Parçalanan Hayatlar

Her şey 2025 yılının ortalarında, Gazze'nin kuzeyindeki Zikim bölgesinde başladı. Bölgeyi kasıp kavuran kıtlık nedeniyle ailelerine biraz olsun un bulabilmek umuduyla evden çıkan Hamade el-Benna ve erkek kardeşi Ethem, insani yardım almak için toplanan kalabalığın arasına girdi. Ancak o esnada İsrail ordusunun sivilleri hedef alan yoğun saldırısı gerçekleşti. Yaşanan kaos ve patlamaların ardından iki kardeş birbirini kaybetti.

Kardeşinin hayatını kaybettiği haberini alan Hamade, elindeki un çuvalıyla cenazelerin toplandığı alana doğru koşarken ikinci bir patlamanın hedefi oldu. Ağır yaralanan ve o an öleceğini düşünerek Kelime-i Şehadet getiren genç adam, gözlerini açtığında kendisini bambaşka bir kabusun içinde bulacaktı.

İki Ay Koma, Altı Ay Tedavi ve "O Küçücük Hücre"

Patlamanın şiddetiyle vücuduna çok sayıda şarapnel isabet eden, karnı ve bacağı neredeyse tamamen kopma noktasına gelen Hamade, İsrail güçleri tarafından Soroka Hastanesine kaldırıldı. Burada tam iki ay boyunca komada kalan Filistinli genç, uyandıktan sonra da zorlu bir tedavi sürecine alındı. Ancak fiziksel acılarının ardından onu çok daha ağır bir psikolojik imtihan bekliyordu: Sıkı tecrit ve hücre hapsi.

Yaşadığı süreci "Ne kadar anlatsam da tasavvur edemezsiniz" sözleriyle özetleyen genç adam, tedavisi bittikten sonra dört ay boyunca adeta bir tuvalet büyüklüğündeki hücrede tek başına tutulduğunu aktardı. Ne bir avukata erişimine izin verilen ne de dünyayla iletişim kurmasına olanak tanınan Hamade, gün aşırı yapılan hücre baskınları, darp olayları ve açlıkla mücadele etti. Hücrenin ağırlığı altında ezilirken zaman zaman yaşamına son vermeyi bile düşündüğünü itiraf eden genç, sabrın sonunda özgürlüğe ulaştı.

"Ben Oğlun Hamade’yim Baba!"

İsrail makamlarının serbest bırakma kararının ardından Uluslararası Kızılhaç Komitesi yetkilileriyle iletişime geçen Hamade’nin ilk işi ailesini aramak oldu. Ancak Gazze’de bıraktığı ailesi, onun çoktan öldüğüne ikna olmuştu. Saldırı gününde diğer oğulları Ethem’in cenazesini bulup toprağa veren, Hamade’den ise hiçbir iz bulamayınca bir avukatın "Öldü" bilgisine dayanarak üç gün boyunca taziye kabul eden aile için bu telefon bir şok etkisi yarattı.

Baba Yasir el-Benna, telefondaki sesin oğluna ait olduğuna inanmayarak, "Sen kimsin, bizimle dalga geçme, biz oğlumuzun taziye çadırını kurduk" diyerek telefonu Hamade'nin yüzüne kapattı. Israrlı aramaların ardından gerçeğin anlaşılması ve Kızılhaç vasıtasıyla teslim noktasının netleşmesiyle, aile bir yıldır tuttukları yası bir kenara bırakarak mucize kucaklaşmaya doğru koştu.

Gözyaşlarının Sevince Döndüğü O An

Oğlunun acısıyla şeker hastalığına yakalanan ve umutlarını tamamen yitiren anne Veddad el-Benna, oğlunun sesini bir yıl sonra telefonda ilk duyduğu anı anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı. Telefonu aldıktan sonra heyecandan bayılan acılı anne, oğlunu karşısında beyazlar içinde, değişmiş ama hayatta olarak gördüğü anı "tarif edilemez bir saadet" olarak tanımladı.

Bugün bile oğlunun yanında oturduğuna inanmakta güçlük çeken Benna ailesi, bir yandan kaybettikleri oğulları Ethem’in ve arkasında kalan dört yetimin acısını yaşarken, diğer yandan Hamade’nin mucizevi geri dönüşüne şükrediyor. Saldırıda bir bacağını kaybeden ve çalışamayan babasına destek olmak için yeniden hayata tutunmaya çalışan Hamade'nin en büyük destekçisi ise, "Artık oğlumun mürüvvetini görmek, onun adına sevinmek istiyorum" diyen annesi.