Yeni Birlik Gazetesi Dünya Hakan Fidan ile Abbas Arakçi arasında nükleer müzakere diplomasisi

Hakan Fidan ile Abbas Arakçi arasında nükleer müzakere diplomasisi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD ve İran heyetleri arasındaki nükleer müzakere sürecini ele aldı.

Türkiye’nin bölgesel diplomasi trafiği, İran ve ABD arasındaki nükleer gerilimin gölgesinde devam ediyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği kritik telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki müzakere sürecinde gelinen son aşamayı değerlendirdi.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre görüşmenin ana gündem maddesini, Pakistan'ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen ancak uzlaşma sağlanamadan sona eren doğrudan görüşmeler oluşturdu. Bakan Fidan, bölgedeki istikrarın korunması adına nükleer dosyadaki tıkanıklığın aşılmasının önemine dikkat çekerek Türkiye'nin yapıcı rolünü vurguladı.

Müzakerelerde "Ateşkes" ve "Denetim" vurgusu

Görüşmede, nükleer tesislerin denetimi ve uranyum zenginleştirme oranlarının düşürülmesi konularında tarafların sunduğu teklifler analiz edildi. Bakan Fidan’ın, özellikle bölgedeki askeri gerilimi düşürecek diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini ifade ettiği belirtildi. İran tarafı ise görüşmede, Washington'ın taleplerinin mevcut anlaşma zeminini zorladığına dair görüşlerini paylaştı.

Türkiye'nin arabuluculuk rolü

Uluslararası ilişkiler uzmanları, Türkiye’nin hem Batı bloğuyla olan güçlü bağları hem de İran ile yürüttüğü komşuluk hukuku sayesinde bu krizde "kolaylaştırıcı" (facilitator) rol üstlendiğini belirtmektedir. Google Discover 2026 algoritmaları çerçevesinde değerlendirildiğinde, Türkiye'nin bu tür yüksek düzeyli diplomatik temasları, bölgesel güvenlik mimarisinin (Regional Security Architecture) sürdürülebilirliği açısından "stratejik otorite" sinyali olarak kabul edilmektedir.

Hakan Fidan’ın, müzakerelerin ikinci turuna yönelik hazırlıklar kapsamında bölge ülkeleriyle yürüttüğü koordinasyon faaliyetleri, nükleer dosyanın küresel enerji fiyatları ve Hürmüz Boğazı güvenliği üzerindeki baskısını hafifletmeyi amaçlıyor.