İran'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Washington yönetimiyle varılan mutabakatın ülke geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Eghtesadonline platformunda yayınlanan görüntülü açıklamasında Hatemi, mutabakata karşı çıkan muhafazakar kanadın eleştirilerine yanıt vererek Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan liderliğindeki hükümetin arkasında durdu.
Amerikan yönetimine karşı güvensizliğinin sürdüğünü gizlemeyen Hatemi, buna rağmen metnin sunduğu stratejik avantajların görmezden gelinemeyeceğini belirtti. Eski lider, sürecin tıkanması durumunda Tahran'ın derin krizlerle yüzleşmek zorunda kalabileceğine dikkat çekti.
İkinci Dünya Savaşı'ndan Bu Yana Bir İlk
Diplomatik adımı değerlendirirken çarpıcı bir kıyaslamada bulunan Hatemi, Islamabad Mutabakatı'nın uluslararası hukuk ve diplomasi tarihindeki yerine vurgu yaptı. Metnin İran lehine önemli kazanımlar içerdiğini kaydeden eski cumhurbaşkanı, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana hiçbir ABD başkanının karşı tarafa bu ölçekte imtiyaz tanıyan bir belgeye imza atmadığını savundu.
Yaptırımların ve kısıtlamaların kaldırılmasına yönelik her hamlenin sahiplenilmesi gerektiğini dile getiren Hatemi, ülkenin önündeki engellerin aşılması için bu diplomatik zeminin korunmasını şart koştu.
Yönetime Teşekkür ve Destek Mesajı
Konuşmasında karar alıcılara yönelik takdirlerini de ileten Hatemi, Pezeşkiyan’ın süreci yürütürken sergilediği tutumu "cesur ve fedakarca" olarak nitelendirdi. Metnin onaylanma aşamasında rol oynayan kurum ve liderliğe de değinen Hatemi, kararı destekleyen Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyelerine ve mutabakatsa onay veren İran lideri Mücteba Hamaney'e teşekkürlerini sundu.
Islamabad Mutabakatı Neleri Kapsıyor?
Pakistan’ın ara buluculuğunda yürütülen diplomasi trafiği sonucunda 14 Haziran’da duyurulan 14 maddelik Islamabad Mutabakatı, iki ülke arasındaki çatışmalı süreci sonlandırmayı amaçlıyor. 18 Haziran tarihinde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda resmiyete dökülen anlaşma; Lübnan’ı da kapsayacak şekilde askeri gerilimin bitirilmesini, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari seyrüseferin normale dönmesini ve ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırmasını öngörüyor.