Küresel siyasetin ve Orta Doğu dengelerinin merkezindeki ABD-İran geriliminde vites yükseliyor. ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) üç gece üst üste İran topraklarındaki stratejik noktalara düzenlediği hava operasyonlarının ardından, Beyaz Saray'dan harekatın geleceğine ve diplomatik çözüm arayışlarına dair çok kritik açıklamalar geldi. Oval Ofis'te gerçekleştirilen imza töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, hem askeri operasyonların kararlılıkla süreceği mesajını verdi hem de müzakere masasının hala ayakta olduğunu belirtti.
Savunma sanayi yatırımları sayesinde mühimmat stoklarının tarihi bir seviyeye ulaştığına dikkat çeken Trump, sahadaki baskıyı gevşetmeyeceklerini vurguladı. ABD Başkanı, "Yıllardır erişemediğimiz bir askeri tahkimata ve mühimmat kapasitesine sahibiz. Hedefleri oldukça ağır bir şekilde vuruyoruz ve bu operasyonel süreç devam edecek" ifadeleriyle askeri kararlılığın altını çizdi.
İran Donanması ve Hava Gücüne Ağır Darbe İddiası
Konuşmasında operasyonların bilançosuna dair çarpıcı askeri veriler paylaşan Trump, Tahran yönetiminin savunma kapasitesinin büyük ölçüde felç edildiğini öne sürdü. Bir ay gibi kısa bir süre zarfında İran deniz unsurlarının etkisizleştirildiğini belirten Trump, ülkenin hava kuvvetlerinin "fiilen varlığını yitirdiğini" iddia etti. Pentagon raporlarına dayandırılan verilerde, Tahran'ın füze üretim altyapısının yüzde 89, insansız hava aracı (İHA) üretim kapasitesinin ise yüzde 92 oranında imha edildiği savunuldu.
Bölgesel Deniz Ablukası Genişliyor
Askeri hava harekatlarının yanı sıra ekonomik ve lojistik çemberin de daraltıldığını ifade eden ABD Başkanı, İran'a yönelik deniz ablukasının yeniden yürürlüğe koyulduğunu açıkladı. Bu stratejik hamlenin küresel ticareti aksatmayacak şekilde dizayn edildiğini belirten Trump, "Devreye soktuğumuz bu deniz kontrolü tamamen İran odaklıdır. İran ile ticari temasını sürdüren ve iş birliği yapan hiçbir unsura geçiş izni verilmeyecek, diğer uluslararası gemiler ise bu durumdan etkilenmeyecektir" dedi.
"Anlaşma Halen Masada, Tahran Geri Adım Attı"
Askeri ve ekonomik baskı iklimine rağmen diplomatik çözüm yollarını tamamen dışlamadığını aktaran Trump, kalıcı bir uzlaşmanın zemin kaybetmediğini savundu. İki gün önce Tahran yönetimimiyle prensipte bir mutabakata varıldığını ancak İran tarafının ek müzakere talepleriyle son anda geri adım attığını ileri süren Trump, "Bir anlaşmanın hala mümkün olduğuna inanıyorum. Ancak nükleer bir İran tehdidinin önüne geçmek adına bu operasyonların yürütülmesi kaçınılmaz bir zorunluluktu" değerlendirmesinde bulundu.
Körfez Müttefiklerine 'Güvenlik Faturası' Mesajı
Konuşmasının son bölümünde ABD'nin Körfez bölgesindeki askeri varlığı ve müttefiklik ilişkilerine değinen Trump, bölge ülkelerine yönelik net bir finansal çağrıda bulundu. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi aktörlerin güvenliğini ABD şemsiyesi altında sağladıklarını hatırlatan Trump, bu koruma misyonunun finansal maliyetinin doğrudan söz konusu ülkeler tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Trump, "Dünyanın mali açıdan en zengin bölgesinin hamiliğini üstleniyoruz. Washington'ın bu stratejik katkısının karşılığında ilgili ülkelerin ödeme yapmasını talep ediyorum" diyerek yeni dönem Amerikan dış politikasının finansal parametrelerini bir kez daha ilan etti.