Küba, tarihinin en derin enerji krizlerinden biriyle karşı karşıya. ABD Başkanı Donald Trump’ın yakıt taşıyan gemilere yönelik tarife tehditleri sonrası yakıt sevkiyatlarının durması, adada hayatı durma noktasına getirdi. Başkent Havana’da elektrik kesintilerinin günde 22 saate ulaşmasıyla binlerce kişi sokaklara dökülerek hükümeti ve ablukayı protesto etti.
"Tek Bir Damla Dizel Kalmadı": Şebeke Çökmek Üzere
Küba Enerji ve Maden Bakanı Vicente de la O, devlet medyasında yaptığı çarpıcı açıklamada ülkenin elindeki tüm yakıt rezervlerinin tükendiğini resmen duyurdu. "Kesinlikle hiç dizel yakıtımız yok" diyen Bakan, ülkenin enerji şebekesinin yalnızca kısıtlı yerli kaynaklarla (ham petrol, doğalgaz ve verimsiz güneş enerjisi) ayakta tutulmaya çalışıldığını belirtti. Güneş enerjisi yatırımları yapılmış olsa da yakıt eksikliğinin yarattığı istikrarsızlık nedeniyle bu sistemlerin verimli kullanılamadığı vurgulandı.
Havana Sokaklarında Barikatlar ve Sloganlar: "Işıkları Açın!"
Başkentin mahallelerinde tencere ve tava sesleriyle protesto eylemi yapan Kübalılar, yolları çöp yığınlarıyla kapatarak ateşe verdi. "Işıkları açın" ve "Halk birleşirse yenilmez" sloganları atan göstericiler, sadece karanlığa değil; aynı zamanda enerji kriziyle derinleşen gıda, ilaç ve ulaşım sorunlarına da isyan ediyor. Şehirde çöplerin toplanamaması ise ciddi bir sağlık ve salgın riski oluşturuyor.
Trump Kararnamesi Sevkiyatları Bıçak Gibi Kesti
Küba'nın geleneksel petrol tedarikçileri olan Meksika ve Venezuela, ABD'nin Ocak ayında yürürlüğe koyduğu ve Küba'ya yakıt taşıyanlara tarife tehdidi içeren kararnamesi sonrası tüm sevkiyatlarını durdurdu. Aralık ayından bu yana adaya ulaşan tek büyük yakıt takviyesinin bir Rus tankeri tarafından yapıldığı bildirildi. BM uzmanları, ABD'nin bu tutumunun uluslararası hukuka aykırı bir "enerji açlığına" neden olduğunu belirtiyor.
Washington'dan Hamle: 100 Million Dolarlık 'Şartlı' Yardım Teklifi
Krizin derinleşmesi üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı, Küba halkına yönelik 100 milyon dolarlık insani yardım teklifinde bulundu. Ancak Washington, bu yardımın rejimin "yolsuzluğu ve başarısızlığı" nedeniyle gerekli olduğunu savunarak, paranın yalnızca Katolik Kilisesi ve bağımsız kuruluşlar aracılığıyla dağıtılmasını şart koştu. ABD yönetimi, yardımın kabul edilmemesi durumunda Küba hükümetinin halkına karşı hesap vermek zorunda kalacağını iddia etti.