Ortadoğu'daki askeri gerilim ve yoğun deniz trafiği, Basra Körfezi ile Umman Denizi'ndeki ekosistemi geri dönülemez bir eşiğe getirdi. Son olarak Hürmüz Boğazı yakınlarında yer alan Keşm Adası kıyılarında tespit edilen geniş çaplı petrol kirliliği, Tahran yönetimini harekete geçirdi. İran Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki çevresel yıkımın ulaştığı boyuta dikkat çekerek, oluşan trilyonlarca dolarlık zararın uluslararası aktörler tarafından karşılanması gerektiğini vurguladı.
Keşm Adası Kıyılarında Petrol Sızıntısı Alarmı
Sosyal medyada yer alan görüntülerin ardından bölgede inceleme başlatan İranlı yetkililer, Keşm Adası'nın üç farklı kıyı noktasında ve deniz yüzeyinde yoğun petrol kirliliği saptadı. Kirliliğin Basra Körfezi iç kesimlerinden kıyıya doğru sürüklendiği belirtilirken, ilk bulgular sızıntının kaynağı olarak bölgeden geçen yabancı bayraklı bir dökme yük gemisine işaret ediyor.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaşanan bu olayın münferit bir kaza olmadığını, aksine uzun yıllardır Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde biriken devasa çevre sorunlarının yalnızca su yüzüne çıkan bir parçası olduğunu dile getirdi.
Askere ve Ticarete Açılan Denizler Ekolojiyi Vurdu
Bölgedeki deniz ekosisteminin görünür ve gizli kirlilik kaynakları nedeniyle ağır darbe aldığını belirten Bekayi, bu durumun İran kıyılarında trilyonlarca dolarlık ekonomik ve ekolojik kayba yol açtığını savundu. Basra Körfezi ve Umman Denizi boyunca en uzun kıyı şeridine sahip ülke olduklarını hatırlatan Sözcü, Tahran'ın bu yıkıma seyirci kalmayacağının altını çizdi.
İran tarafı, bölgenin ABD ve İsrail gibi güçlerce askeri operasyon sahasına ve yıkıcı silahların test alanına dönüştürülmesinin, deniz canlılığı üzerindeki en büyük tehditlerden biri olduğunu ifade ediyor.
Tahran Faturanın Adresini Gösterdi: Kim Ödeyecek?
Bölgesel deniz ticaretinden ve enerji kaynaklarından yararlanan tüm taraflara sorumluluk çağrısında bulunan Bekayi, kirliliğin mali yüküyle ilgili kritik sorular yöneltti.
Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerin ve bölgeden ihraç edilen ucuz enerjiyi kullanan ülkelerin hem yasal hem de ahlaki bir yükümlülük taşıdığını belirten Bekayi; nakliye sigortacılarından askeri varlığıyla denizleri kirleten aktörlere kadar herkesin bu çevresel tahribatı gidermek için elini taşın altına koyması gerektiğini kaydetti.