Küresel petrol arzının ana damarı olan Hürmüz Boğazı, ABD ve İran arasındaki gerilimin merkez üssü haline geldi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılması planlanan ancak sonuçsuz kalan ikinci tur müzakerelerin ardından Fox News kanalına çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rubio, İran’ın boğazdaki seyrüsefer serbestisini kısıtlama girişimlerine karşı Washington’ın tavrının net olduğunu vurguladı.
"İran, Boğazı Bir Ödeme Sistemine Bağlamak İstiyor"
Rubio, İran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nın açık olduğuna dair açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını savundu.
Tahran’ın geçiş yapan gemilerden "koordinasyon ve ödeme" talep ettiğini belirten Rubio, durumu şu sözlerle eleştirdi:
"İranlılar, 'Boğazlar açık, tabii iznimizi alırsanız; aksi takdirde sizi havaya uçururuz ya da bize ödeme yaparsınız' diyorlar. Bu, boğazları açmak değildir. Uluslararası bir su yolunu kimin kullanacağına ve bunun bedeline İran'ın karar verdiği bir sistemi asla normalleştiremeyiz."
Nükleer Anlaşma ve Ekonomik Çıkmaz
İran’daki ekonomik tablonun çatışma öncesine göre çok daha kötüleştiğini ifade eden Rubio, Tahran’daki liderlerin çoğunu "aşırılıkçı" olarak tanımlasa da, ülkenin bu ekonomik kıskaçtan kurtulmak için bir anlaşmaya mecbur olduklarını söyledi. Rubio, "İranlılar bu karmaşadan kurtulma konusunda bence ciddiler" diyerek, nükleer silaha giden yolu tamamen kapatacak bir anlaşmanın hala masada olduğunu hatırlattı.
Küresel Enerji Güvenliği Tehlikede mi?
Hürmüz Boğazı, dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir nokta. 2026 yılı itibarıyla enerji fiyatlarındaki oynaklık ve Orta Doğu’daki jeopolitik riskler, Hürmüz üzerindeki herhangi bir tıkanıklığın küresel bir ekonomik krizi tetikleme potansiyelini artırıyor. Rubio’nun "tolere edemeyiz" çıkışı, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını ve "seyrüsefer özgürlüğü" operasyonlarını yoğunlaştırabileceğinin sinyali olarak yorumlanıyor.