Hürmüz Boğazı merkezli tırmanan kriz ve ABD–İran gerilimi sırasında Suudi Arabistan, doğrudan savaşın ana sahası olmamasına rağmen sürecin en kritik aktörlerinden biri olarak öne çıktı. Krizin ilk günlerinden itibaren İran’ın bölgedeki vekil güçleri ve füze kapasitesi nedeniyle Riyad yönetiminin yüksek alarm durumuna geçtiği kaydedildi.
Özellikle Yemen’deki Husiler üzerinden Suudi topraklarına yönelik saldırı riskinin artması, ülkenin güvenlik önlemlerini artırmasına neden oldu. Aynı süreçte petrol altyapısı da potansiyel hedefler arasında yer aldı.
Enerji Tesislerinde Güvenlik Önlemleri Artırıldı
Geçmişte Aramco tesislerine yönelik saldırıların oluşturduğu ekonomik ve stratejik etkilerin devam ettiği belirtilirken, benzer bir durumun yeniden yaşanabileceği ihtimali gündemde yer aldı. Bu kapsamda Suudi Arabistan’ın hava savunma sistemlerini devreye aldığı ve kritik enerji tesisleri çevresinde güvenlik önlemlerini artırdığı aktarıldı.
ABD ile askeri koordinasyonun da yoğunlaştırıldığı süreçte, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve hava savunma desteğinin Suudi Arabistan açısından önemli bir unsur olduğu ifade edildi.
Diplomatik Denge Politikası İzleniyor
Riyad yönetiminin, doğrudan çatışmanın parçası olmamak amacıyla diplomatik bir denge politikası izlediği belirtildi. Suudi Arabistan’ın bir yandan ABD ile stratejik ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan İran ile gerilimin büyümemesi için temkinli bir yaklaşım benimsediği kaydedildi.
Bu süreçte enerji arz güvenliği konusu da ön plana çıktı. Küresel petrol piyasalarında önemli bir konumda bulunan Suudi Arabistan’ın, yaşanan gelişmeler nedeniyle ekonomik açıdan da sürecin merkezinde yer aldığı ifade edildi.
Hürmüz Boğazı ve Petrol Sevkiyatı
Hürmüz Boğazı’nın kapanması veya risk altında olması, Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı açısından önemli bir unsur olarak değerlendirildi. Bu nedenle alternatif ihracat hatlarının gündeme geldiği, Kızıldeniz üzerinden sevkiyat seçeneklerinin ele alındığı bildirildi.
Ancak bu alternatif hatların kapasitesinin sınırlı olduğu ve Hürmüz üzerindeki riskin devam ettiği kaydedildi.
ABD ve İsrail’in İran’a Yönelik Saldırıları
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington arasında müzakereler devam ederken 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik askeri saldırı başlattı. İran ise İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’de belirlenen hedeflere saldırılarla karşılık verdi.
İranlı yetkililerin açıklamalarına göre, ABD ve İsrail saldırılarında İran lideri Ali Hamaney dahil olmak üzere çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetti. Aynı açıklamalarda ölü sayısının 1348’i, yaralı sayısının ise 17 bini aştığı ifade edildi.