ABD ile İran arasında haziran ayında imzalanarak yürürlüğe giren mutabakat zaptı, küresel ticaretin en kritik su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda taşları yerinden oynattı. Şubat ayından bu yana jeopolitik gerilimler nedeniyle adeta durma noktasına gelen boğaz trafiği, diplomatik yumuşamayla birlikte yeniden ivme kazandı. Savaş öncesinde günlük ortalama 130 ticari geminin geçiş yaptığı güzergahta hareketlilik artsa da, operasyonlar henüz eski hacminin %70 gerisinde seyrediyor.
Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, piyasalardaki son gelişmeleri değerlendirerek, spot piyasada belirgin bir gevşeme eğilimi başlasa da bunun sert bir düşüşten ziyade zamana yayılan dalgalı bir normalleşme süreci olduğunu vurguladı.
Sigorta Maliyetleri Düşüyor Ancak Yapısal Yükler Kalıcı
Kriz döneminde tanker ve konteyner taşımacılığında savaş riski sigorta primlerinin tarihi zirveleri gördüğünü hatırlatan UTİKAD Başkanı Engin, risk algısının dağılmasıyla birlikte sigorta maliyetlerinin hızla gerilediğini ifade etti. Buna karşın navlun fiyatlarındaki düşüşün aynı hızda gerçekleşmediğine dikkat çeken Engin, şu analizi yaptı:
"Hürmüz gibi kritik geçiş noktalarında risk primi tamamen yok olmadı, sadece daha düşük bir bantta yeniden fiyatlandırılıyor. Bu durum, spot piyasada oluşacak yeni dip seviyenin kriz öncesinin üzerinde kalacağını gösteriyor. Sektör, kısa vadeli düşüşlerin ötesinde, 'kalıcı risk primi içeren yeni bir dengeye' evriliyor."
Piyasadaki bu yeni döneme ayak uydurmak isteyen armatörler ve dev lojistik şirketleri, kriz döneminde imzaladıkları yüksek maliyetli uzun vadeli kontratları endeks bağlantılı veya esnek yapılarla revize etmeye başladı. New dönem kontratlarında ise daha dengeli fiyatlama modelleri öne çıkıyor.
Ümit Burnu Dönüşü Arz Şoku Yaratmayacak
Gerilim sürecinde Hürmüz ve çevresindeki risklerden kaçınmak amacıyla gemilerin Ümit Burnu’na yönlendirilmesi, küresel deniz taşımacılığında ton-mil talebini yapay olarak artırmış ve ciddi bir kapasite sıkışıklığına yol açmıştı.
Rotanın yeniden normale dönmesini değerlendiren Engin, bu durumun piyasada ani bir arz fazlası şoku yaratmasını beklemediklerini, aksine marjların daraldığı daha rekabetçi bir fiyatlama ortamı doğuracağını belirtti. Orta vadeli fiyat istikrarı ise küresel talep büyümesi ve filoların sergileyeceği kapasite disiplinine bağlı olacak.
Hibrit ve Çok Modlu Lojistik Modelleri Kalıcı Oluyor
Kriz dönemi, sadece deniz rotalarını değil, Basra Körfezi ve Kızıldeniz hattındaki limanların hinterlant bağlantılarını da baskı altına almıştı. Normalleşmeyle birlikte özellikle Körfez limanlarının enerji ihracatı ve Asya bağlantılı konteyner trafiğinde hızlı bir toparlanma sürecine girmesi bekleniyor. Ancak Kızıldeniz'deki güvenlik endişelerinin tamamen bitmemesi bu toparlanmayı yavaşlatabilir.
Yaşanan krizlerin küresel lojistik stratejilerinde kalıcı yapısal değişikliklere yol açtığını belirten UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kriz döneminde geliştirilen 'near-shoring' (yakından tedarik) ve çok modlu taşımacılık koridorları artık geçici birer çözüm değil, stratejik birer çeşitlendirme aracı. Büyük firmalar Asya-Avrupa hattında demiryolu, kısa menzilli deniz taşımacılığı ve bölgesel dağıtım merkezleriyle desteklenen hibrit modelleri kalıcı hale getiriyor. Küresel tedarik zinciri yönetimi artık sadece maliyet optimizasyonuna değil, risk dağıtımı ve arz güvenliği ilkelerine dayanıyor."