İklim krizinin karasal ekosistemler üzerindeki baskısı her geçen gün artarken, bilim dünyasından gezegenin geleceğine dair endişe verici bir uyarı daha geldi. Çin Ormancılık Akademisi önderliğinde yürütülen kapsamlı araştırmada, güncellenmiş iklim modellemeleri kullanılarak dünya genelindeki kuraklık dağılımı mercek altına alındı. Elde edilen veriler, kontrolsüz küresel ısınmanın karasal alanların çehresini radikal bir biçimde değiştireceğini gösteriyor.
Günümüzde dünya karalarının yüzde 38,5'ini kapsayan kurak bölgelerin, 2100 yılına gelindiğinde 2 milyon 370 bin kilometrekare daha genleşeceği öngörülüyor. Bu durum, yüzyılın sonuna kadar yerküre toplam karasal alanının yüzde 40,3'ünün kurak alan sınıfına kayması anlamına geliyor.
En Büyük Ekolojik Yıkım Avustralya ve Brezilya'yı Tehdit Ediyor
Araştırmanın sonuçları, çölleşme ve su kıtlığının bölgesel değil, küresel ölçekte yıkıcı sonuçlar doğuracağına dikkat çekiyor. İklim parametrelerindeki değişime bağlı olarak ekolojik dengelerin en sert biçimde sarsılacağı coğrafyaların başında Avustralya ile Brezilya geliyor. Bu iki dev ülkeyi, kıta genelinde şiddetlenen su krizleriyle mücadele eden Afrika'nın çeşitli bölgeleri takip edecek.
Küresel ölçekte su kaynaklarının tükenmesi, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistemlerin çöküşü, tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini de doğrudan tehdit altında bırakacak.
Karbondioksitin Yan Etkisi Süreci Yavaşlatsa da Tehlikeyi Önlemiyor
Çalışmanın dikkat çekici bir diğer bulgusu ise atmosferdeki artan karbondioksit ($CO_2$) yoğunluğunun bitki fizyolojisine olan etkisi oldu. Yükselen $CO_2$ seviyelerinin, bitkilerin yapraklarındaki gözenekleri (stoma) kısmen kapatmasını sağladığı ve bu sayede su kaybını bir miktar azalttığı tespit edildi.
Bu durum, kuraklaşma ivmesini geçmiş dönem modellerine kıyasla göreceli olarak yavaşlatmış olsa da bilim insanları uyarıyor: Söz konusu fizyolojik tepki çölleşme tehdidini ortadan kaldırmıyor, yalnızca sürecin hızını kısmen frenliyor.