İngiltere genelinde yapılan geniş çaplı kamuoyu araştırması, ülkede yaşayan Müslümanların son bir yıl içinde ciddi bir ayrımcılık dalgasıyla mücadele ettiğini kanıtladı. British Muslim Trust Başkanı Akeela Ahmed'in paylaştığı verilere göre, her iki Müslüman’dan biri dini inançları sebebiyle doğrudan ya da dolaylı olarak ön yargılı tutumlara maruz kaldı. Araştırma, ayrımcılığın sadece sokakla sınırlı kalmadığını; dijital dünyadan iş yerlerine kadar hayatın her alanına sirayet ettiğini gösteriyor. Verilere göre Müslüman katılımcıların yüzde 34'ü sosyal medyada, yüzde 27'si kamusal alanlarda, yüzde 19'u ise iş yerleri veya hastane gibi kurumsal yapılarda İslamofobik yaklaşımlarla karşılaştı.
Aşırı Sağcı Gösteriler Güvenlik Endişesini Tetikledi
Ülkede geçtiğimiz dönemde vuku bulan aşırı sağcı "Unite the Kingdom" (Krallığı Birleştir) protestoları, Müslüman toplumundaki kırılganlığı ve korkuyu daha da derinleştirdi. Rapora göre, bu sokak hareketlerinin ardından Müslümanların yüzde 61'i kişisel güvenlikleri konusunda ciddi endişeler taşımaya başladı. Bu kaygının kadınlar arasında çok daha yüksek bir orana (%69) ulaşması, sokaktaki tehdidin boyutunu açıkça ortaya koyuyor.
Toplumun Altıda Biri Müslüman Nüfusu "Tehdit" Olarak Görüyor
Araştırmanın İngiliz kamuoyunun genelini kapsayan ayağı ise toplumsal kabul düzeyindeki tehlikeli kırılmaları gözler önüne serdi. Her 6 İngiliz vatandaşından biri, Müslümanlara karşı açıkça düşmanca bir tutum besliyor. Katılımcıların yüzde 17'si Müslüman nüfusun artmasını İngiliz kültürü için "temel bir tehdit" olarak nitelendirirken, yüzde 19'luk bir kesim ülkede doğan Müslümanların "beyaz ve Müslüman olmayan İngilizler kadar" buralı olmadığını savunuyor.
Buna karşın, halkın yüzde 52'sinin İngiltere'de doğan Müslümanları eşit vatandaş olarak görmesi ve yüzde 61'inin hükümetin bu ön yargılarla mücadele etmesi gerektiğine inanması, sağduyulu bir çoğunluğun da varlığına işaret ediyor.
Kuşaklar Arasındaki Bakış Açısı Farkı Belirgin
Raporda, Müslümanların ülkeye katkısına dair algının yaş gruplarına göre keskin bir biçimde değiştiği görüldü:
65 Yaş Üstü: Yüzde 29'u Müslümanların toplumsal katkısını "olumsuz" buluyor.
18-24 Yaş Arası: Gençlerin yüzde 43'ü Müslümanların topluma değer kattığını düşünüyor.
Siyaset, Medya ve Sosyal Medyanın "Karanlık" Rolü
Kurumların adalet terazisini değerlendiren Müslümanlar, en kötü notu İngiliz medyasına verdi. Müslüman katılımcıların yüzde 52'si, medyanın kendilerine karşı taraflı ve adaletsiz bir dil kullandığını belirtti. British Muslim Trust Başkanı Akeela Ahmed, bir Müslüman tarafından işlenen suçların medyadaki işleniş biçiminin, failin inancını suçun ana nedeniymiş gibi sunduğunu ve bunun da toplumsal izolasyonu artırdığını vurguladı. Parlamento içindeki ayrıştırıcı siyasi söylemlerin ve sosyal medyadaki sınır dışı etme çağrıları ile nefret içeriklerinin denetlenmemesinin, bireyleri radikalleştirdiği uyarısı yapıldı.
Tüm Olumsuzluklara Rağmen "Aidiyet" Duygusu Yüksek
Raporun en dikkat çekici ve umut verici bulgusu ise Müslümanların tüm bu baskılara rağmen İngiltere’ye duydukları aidiyet bağı oldu. Ankete katılan Müslümanların neredeyse dörtte üçü (%75), İngiltere'nin inançlarını özgürce yaşayabilmek adına hala iyi bir ülke olduğunu düşünüyor.
Sorunun çözümü için toplumsal dayanışma ve hukuki mekanizmaların işletilmesi gerektiğini belirten Akeela Ahmed, tüm Müslümanlara karşılaştıkları nefret suçlarını resmi makamlara bildirme çağrısında bulunurken; siyasetçileri, medya kuruluşlarını ve teknoloji devlerini acilen sorumluluk almaya davet etti.