İran nükleer tesislerinde hareketlilik, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın “vurduk” açıklaması sonrası bir kez daha dünya gündeminde. İsfahan ve Natanz gibi kritik bölgelerdeki nükleer altyapı faaliyetleri, uydu görüntüleriyle yeniden gündeme gelirken, İran’ın gizlilik, yeniden inşa ve stratejik saklama planları netlik kazanmaya başladı. Washington merkezli güvenlik uzmanları, dağların derinliklerinde süren inşaat faaliyetlerinin, Tahran yönetiminin nükleer programını uluslararası gözlemden kaçırma çabası olduğunu vurguluyor.
Trump İran’ı gerçekten vurdu mu, Natanz ve İsfahan’daki çatılar ne anlama geliyor?
Eski ABD Başkanı Donald Trump, görev süresinin son yılında İran’ın nükleer altyapısına yönelik "nokta operasyonlar" gerçekleştirdiğini açıklamıştı. Bu açıklamaların ardından Planet Labs PBC tarafından elde edilen yeni uydu görüntüleri, İsfahan ve Natanz nükleer tesislerinde ciddi hareketlilik olduğunu ortaya koydu.
Özellikle Natanz tesisinin üzerine inşa edilen devasa çelik ve beton çatılar, tesisin iç yapısının uydu gözleminden korunmasını amaçlıyor. Bu stratejiyle İran, hem Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetiminden hem de Batılı istihbarat servislerinin izleme kapasitesinden kaçmayı hedefliyor. Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü'nden Sarah Burkhard, bu durumu “enkaz altındaki hassas malzeme ve uranyumun gizlenme çabası” olarak nitelendiriyor.
İran neden dağ altına tünel açıyor, Pickaxe Mountain yapıları ne kadar derin?
İran’ın sadece hasar gören nükleer tesisleri gizlemekle kalmayıp, aynı zamanda dağların derinliklerine yeni yapılar inşa ettiği de uydu verileriyle doğrulandı. Natanz’ın güneyinde, yerel adıyla Kūh-e Kolang Gaz Lā yani Pickaxe Mountain (Kazma Dağı) bölgesinde büyük çaplı bir kazı çalışması tespit edildi.
Uzmanlara göre İran, burada 100 metre derinliğe kadar uzanan tüneller açarak, yeni bir nükleer merkez inşa ediyor olabilir. Bu derinlik, ABD’nin elindeki mevcut sığınak delici bombaların dahi ulaşamayacağı bir seviye olarak değerlendiriliyor. ABD’nin daha önce Fordo tesisine yönelik GBU-57 "Massive Ordnance Penetrator" (MOP) bombası kullanımı tartışılırken, bu yeni yapılar askeri caydırıcılığı zorlaştıran bir güvenlik zırhı oluşturuyor.
ABD ve İsrail saldırılarından sonra İran nükleer altyapıyı nasıl koruyor?
2025 yazında gerçekleştirildiği iddia edilen ve hem ABD hem de İsrail kaynaklarına dayandırılan hava saldırıları, Natanz ve İsfahan’da ciddi yapısal hasar oluşturdu. İran, bu saldırıların ardından iki aşamalı bir strateji izlemeye başladı:
Yıkılan tesislerin üzerinin kapatılması: Uydu görüntülerinde hasarlı noktaların üzerine kısa sürede çelik çatılar yerleştirildiği görülüyor. Bu uygulama, gözlem engelleme ve hasarın ne kadar ciddi olduğunu gizleme amacı taşıyor.
Yeraltı tünel projelerinin hızlandırılması: İran, nükleer altyapısını sadece korumakla kalmıyor, aynı zamanda daha derine ve daha korunaklı alanlara taşıyor.
Bu gelişmeler, uluslararası denetim mekanizmalarını bypass etme yönünde atılmış adımlar olarak değerlendiriliyor.
İran bu durumu nasıl kullanıyor?
UAEA ile İran arasındaki denetim protokolleri son yıllarda giderek zayıfladı. Özellikle ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası İran, Ajans müfettişlerinin birçok tesise erişimini sınırlandırdı. Uydu analizleri ise bu denetimsizliği telafi etme yoluna gidiyor.
Ancak İran’ın uyguladığı “kör nokta” stratejisi, yani yukarıdan gözlem imkânını ortadan kaldıracak fiziki müdahaleler, artık bu yolu da tıkıyor. Bu durum, Batı başkentlerinde İran'ın zenginleştirilmiş uranyum üretimi ve nükleer silah kapasitesi konusundaki şüpheleri artırıyor.
Trump İran’a tekrar saldırır mı
Trump’ın yeniden adaylığı konuşulurken, İran’a yönelik daha sert politikaların geri dönebileceği ihtimali uluslararası analizlerde ön plana çıkıyor. Beyaz Saray, İran’ın “zaman kazanma” ve “gizli kapasiteyi koruma” çabalarını stratejik bir tehdit olarak değerlendiriyor.
İran’ın son adımlarının ardından ABD, Orta Doğu’ya USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve güdümlü füze muhripleri göndererek caydırıcı bir pozisyon aldı. ABD'nin olası adımları şöyle özetlenebilir:
Yeni hava operasyonları: Özellikle Pickaxe Mountain bölgesine yönelik nokta saldırı senaryoları üzerinde duruluyor.
Ekonomik baskının artırılması: İran’a yönelik daha sert ambargo ve ticari izolasyon politikaları devreye alınabilir.
Uluslararası destekli diplomatik baskı: UAEA ve AB üzerinden denetim baskısı yeniden yükseltilebilir.
İran’ın nükleer programı uluslararası denetim dışında mı kalıyor
Mevcut durumda İran’ın nükleer programı, sivil enerji üretimiyle askeri silahlanma arasında gri bir bölgede ilerliyor. Her ne kadar Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin barışçıl amaçlı olduğunu savunsa da, şeffaflık eksikliği bu argümanı zayıflatıyor.
Batılı istihbarat servisleri, özellikle uydu istihbaratı, elektronik dinleme ve sinyal analizleri üzerinden tesislerdeki gelişmeleri izlemeye çalışıyor. Ancak dağ altı tünel sistemleri ve kapalı tesisler, bu kapasiteyi ciddi şekilde sınırlandırıyor.
İran’ın yeni nükleer stratejisi bölgesel dengeyi nasıl etkiler?
İran’ın dağ altı nükleer merkezlere yönelmesi, sadece savunma değil, stratejik caydırıcılık açısından da yeni bir aşamayı temsil ediyor. Bu adımlar, İsrail başta olmak üzere bölgedeki diğer güçlerin İran’a karşı önleyici saldırı reflekslerini tetikleyebilir.
Ayrıca bu gelişmeler, nükleer silahların yayılmasıyla mücadele eden uluslararası rejimlerin zayıfladığını da gösteriyor. İran'ın bu stratejisi, diğer bölge ülkelerinde de benzer askeri programlara yönelimi hızlandırabilir.