İran devlet medyasında yer alan bilgilere göre, Devrim Muhafızları’nın Tahran’daki kültürel yetkililerinden Rahim Nadali, “İran için” adlı bir girişim kapsamında gençlerin çeşitli görevlerde yer aldığını açıkladı.
Nadali, programa katılmak isteyenlerin yaş ortalamasının düştüğünü belirterek, minimum yaş sınırının bu nedenle 12’ye indirildiğini ifade etti. Açıklamasında, “Başvuranların yaşı düştüğü ve katılmak istedikleri için minimum yaşı 12’ye indirdik. 12 ve 13 yaşındakiler de isterlerse katılabilecek” sözlerine yer verdi.
Destek görevleri kapsamı açıklandı
Program kapsamında gençlerin doğrudan çatışma alanında değil, destek faaliyetlerinde yer aldığı belirtildi. Bu görevler arasında devriye faaliyetleri, kontrol noktalarında görev alma ve lojistik destek gibi unsurlar bulunuyor.
Yetkililer, söz konusu uygulamanın gençlerden gelen talep doğrultusunda hayata geçirildiğini ifade etti. Açıklamalar, İran devlet medyasında yayımlanan içeriklerle kamuoyuna duyuruldu.
Uluslararası hukuk tartışması
Söz konusu uygulama, uluslararası hukuk açısından tartışmaları da beraberinde getirdi. İran’ın taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocukların askeri faaliyetlerde kullanılmasını yasaklayan hükümler içeriyor.
Bu nedenle uzmanlar, yaş sınırının düşürülmesine ilişkin kararın uluslararası yükümlülüklerle çelişebileceğine dikkat çekiyor. Konu, uluslararası kamuoyunda farklı değerlendirmelerle gündeme taşındı.
Bölgedeki çatışmaların etkisi
Orta Doğu’da süren gerilim ve çatışmalar, alınan kararların arka planında yer alan gelişmeler arasında bulunuyor. İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik askeri saldırı başlattığı, İran’ın ise bölgedeki bazı hedeflere karşılık verdiği belirtildi.
İranlı yetkililerin açıklamasına göre, ABD ve İsrail saldırılarında ölü sayısı 1348’i aşarken, yaralı sayısının 17 bini geçtiği ifade edildi. Yaşanan gelişmeler, bölgedeki güvenlik ortamını etkileyen başlıklar arasında yer aldı.
Gelişmeler uluslararası gündemde
İran’da alınan bu karar ve bölgedeki askeri gelişmeler, uluslararası kamuoyunda yakından takip ediliyor. Açıklamalar, hem bölgesel hem de küresel ölçekte farklı değerlendirmelere konu olmaya devam ediyor.