Orta Doğu’yu sarsan ABD-İran geriliminde, Donald Trump’ın "Hürmüz Şartı" ile kabul ettiği ateşkesin ardından gözler bölgesel aktörlere çevrildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgedeki barış umutlarını tazelemek adına kritik bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasında, iki ismin İslamabad'da yapılacak nihai barış zirvesi öncesi yol haritasını ele aldığı belirtildi.
TRUMP’IN 14 GÜNLÜK PLANI MASADA
8 Nisan’da sabaha karşı 01.30’da "ateşkesi kabul ettik" diyen Trump’ın, İran’dan gelen 10 maddelik teklife sıcak bakması dengeleri değiştirdi. Bin Ferhan ve Arakçi’nin görüşmesinde; Hürmüz Boğazı’nın güvenli bir şekilde ticarete açılması ve geçici ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürülmesi ana gündem maddesi oldu. Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın da arabuluculuk yaptığı bu süreçte, Riyad ve Tahran’ın ortak bir zeminde buluşması "tarihi bir eşik" olarak nitelendiriliyor.
"İSLAMABAD" İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin "Savaştaki hedeflerimize ulaştık" açıklamasının ardından tüm gözler Pakistan’ın başkentine çevrildi. En geç 15 gün içinde İslamabad’da sonuçlandırılması hedeflenen müzakereler için Suudi Arabistan’ın da yapıcı bir rol üstlendiği görülüyor. İki bakan, bölgesel gerilimi azaltacak somut adımların atılması konusunda mutabık kaldı.
LÜBNAN İSTİSNASI PİYASALARI GERİYOR
Diplomatik trafiğin yoğunluğuna rağmen İsrail’in "Ateşkes Lübnan’ı kapsamaz" çıkışı, görüşmelerin en büyük pürüzü olarak kalmaya devam ediyor. Bin Ferhan ve Arakçi’nin, Lübnan’a yönelik devam eden saldırıların ateşkes sürecini provoke etmemesi adına alınacak önlemleri de masaya yatırdığı öğrenildi. Ankara, Kahire ve İslamabad hattındaki "mekik diplomasisi" ise barışın bozulmaması için 24 saat mesai yapıyor.