Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, bölgedeki ateş çemberini söndürmek adına yürütülen diplomatik çabalarda yeni bir aşamaya geçildiğini duyurdu. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Şerif, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir ile birlikte yürüttükleri girişimlerin sonuç verdiğini belirtti. Şerif, "Diplomatik çabalara alan açmak için talebimizi kabul eden Başkan Trump’a teşekkür ederim" diyerek uzlaşma sinyali verdi.
Hedef: İslamabad’da Kapsamlı Barış Anlaşması
Pakistan’ın çatışmayı müzakere yoluyla çözme kararlılığını yineleyen Başbakan Şerif, asıl hedefin geçici sessizlik değil, kalıcı bir imza olduğunu vurguladı. Şerif, İslamabad’da yapılması planlanan ikinci tur görüşmelerde her iki tarafın da masaya oturmasını ve bölgedeki krizi tamamen bitirecek **"Kapsamlı Barış Anlaşması"**nın imzalanmasını umduklarını ifade etti.
Trump’ın Şartlı "Dur" Talimatı: "Ordu Tetikte Bekliyor"
ABD tarafında ise ihtiyatlı bir bekleyiş hakim. Başkan Trump, Şerif ve Munir’in ricası üzerine İran’a yönelik operasyonları askıya aldığını duyursa da Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın gevşetilmeyeceğini net bir dille belirtti. Trump, "Bir teklif sunulana ve görüşmeler bir sonuca varana kadar ateşkes uzatıldı ancak ordumuz her bakımdan tetikte kalmaya devam edecek" diyerek askeri seçeneğin hala rafta olduğunu hatırlattı.
Diplomaside Belirsizlik: Tahran Masada Olacak mı?
Şerif’in barış mesajlarına rağmen, Tahran cephesinden gelen haberler diplomatik trafiğe gölge düşürdü. İran basınında yer alan iddialara göre; Tahran yönetimi yarın yapılması planlanan İslamabad görüşmelerine katılmayacağını Pakistan aracılığıyla Washington’a iletti. Öte yandan, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in Pakistan ziyaretinin "askıya alınması" da krizin derinliğine dair soru işaretlerini artırdı.
Gözler İkinci Tur Görüşmelerde
Şimdi tüm dünya, Pakistan’ın ev sahipliği yapacağı o kritik masanın kurulup kurulamayacağına odaklanmış durumda. Trump’ın "havaya uçurma" tehditleri ile Şerif’in "müzakere" çabaları arasındaki ince çizgide, Orta Doğu’nun kaderi belirlenecek.